<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>UmutluMutlu</title>
	<atom:link href="http://www.umutlumutlu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.umutlumutlu.com</link>
	<description>Hayat kısa kuşlar uçuyor...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 May 2012 10:59:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Mutfakta Şenlik Var..</title>
		<link>http://www.umutlumutlu.com/2012/05/13/mutfakta-senlik-var/</link>
		<comments>http://www.umutlumutlu.com/2012/05/13/mutfakta-senlik-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 10:59:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UmutluMutlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtiçi]]></category>
		<category><![CDATA[100.yıl Pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Balgat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutlumutlu.com/?p=580</guid>
		<description><![CDATA[Ankara&#8217;da güzel bir pazar sabahı erkenden güne başlamanın keyfiyle gazetelere şöyle bir göz attıktan sonra soluğu Balgat 100.yıl pazarında alıyorum. Geçen haftadan deneyimim var saat 09.00 dan sonra gidiyorum. Daha erken saatlerde henüz tam kurulmuş olmuyor. Pazar, neşe dolu kışın yorgunluğunu atmış. Tüm tezgahlar rengarenk. Hangisine bakacağımı şaşırıyorum. Aklımda Umut&#8217;a kiraz  kendime Enginar Burak&#8217;a can [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara&#8217;da güzel bir pazar sabahı erkenden güne başlamanın keyfiyle gazetelere şöyle bir göz attıktan sonra soluğu Balgat 100.yıl pazarında alıyorum. Geçen haftadan deneyimim var saat 09.00 dan sonra gidiyorum. Daha erken saatlerde henüz tam kurulmuş olmuyor. Pazar, neşe dolu kışın yorgunluğunu atmış. Tüm tezgahlar rengarenk. Hangisine bakacağımı şaşırıyorum. Aklımda Umut&#8217;a kiraz  kendime Enginar Burak&#8217;a can erik almak var.. Yeşillikler birbirinden güzel, taze kekiğin kokusu doyumsuz. Pazarcılarla uzun uzun sohbet ederek alıyorum yeşilliklerimi, yıllardır aynı pazardan aynı tezgahtan alıyorum yeşilliklerimi. Anneler günü hediyesi taze kekik hediye ediyor, mutlulukla kabul ediyorum. Yeşilliklerden sonra meyvelere dalıyorum yaz meyveleri tezgahlarda boy gösteriyor, şimdilik fiyatlar hayli yüksek.  En pahalı meyve kiraz yarım kilosu 6.00TL.den satılıyor bu sabah. Mayıs ayının en sevdiğim yanı muhteşem enginarlar, tam zamanı şimdi. Bugün keyfime diyecek yok, mutfakta şenlik var.</p>
<div class='wb_fb_bottom'><div style="float:right;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutlumutlu.com/2012/05/13/mutfakta-senlik-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://www.umutlumutlu.com/2012/05/10/574/</link>
		<comments>http://www.umutlumutlu.com/2012/05/10/574/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 10:58:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UmutluMutlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Notlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutlumutlu.com/?p=574</guid>
		<description><![CDATA[Rüzgârı pek bir seviyorum..Uzaklardan sesleri getirir koyar masanın orta yerine. Özlediğim, sevdiğim kokuları yine rüzgâr getirir inceden inceye.. fırından yeni çıkmış ekmeğin, komşuda pişen kekin kokusu eşlik eder keyfime. Hanımelinin, leylakların, tomurcuk güllerin, ıhlamur ağacının kokusu ile baş döndüren limon çiçeği dans eder rüzgârla.. Uzun kış geceleri özler dururum sevdiğim kokuları. Rüzgârın getiremediği tek bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rüzgârı pek bir seviyorum..Uzaklardan sesleri getirir koyar masanın orta yerine. Özlediğim, sevdiğim kokuları yine rüzgâr getirir inceden inceye.. fırından yeni çıkmış ekmeğin, komşuda pişen kekin kokusu eşlik eder keyfime. Hanımelinin, leylakların, tomurcuk güllerin, ıhlamur ağacının kokusu ile baş döndüren limon çiçeği dans eder rüzgârla..<br />
Uzun kış geceleri özler dururum sevdiğim kokuları. Rüzgârın getiremediği tek bir koku var ki burnumda tüten annemin kokusu..</p>
<div class='wb_fb_bottom'><div style="float:right;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutlumutlu.com/2012/05/10/574/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MAXX ROYAL RÜYASI&#8230;</title>
		<link>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/24/maxx-royal-ruyasi/</link>
		<comments>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/24/maxx-royal-ruyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 20:01:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UmutluMutlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtiçi]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukla Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[Otel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutlumutlu.com/?p=563</guid>
		<description><![CDATA[ETS Grup tarafından 2011 yılında Antalya Belekte yapılan Maxx Royal’i ( www.maxxroyal.com) seçiyoruz dört günlük tatilimiz için. Umut derin uykuda kucağımda giriyorum otele. Yol yorgunluğumuzu şampanya ve çilek ikramı ile atıyoruz üzerimizden. Otele giriş işlemlerimizi hızla yaparak ikinci kattaki odamıza yerleşmemize yardımcı oluyorlar. Odaya adım attığımda bir rüyanın başladığını hissediyorum, büyüleniyorum. Umut uyanır uyanmaz balkona [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">ETS Grup tarafından 2011 yılında Antalya Belekte yapılan Maxx Royal’i ( </span><a href="http://www.maxroyal.com/"><span style="color: #0000ff; font-family: Calibri; font-size: small;">www.maxxroyal.com</span></a><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">) seçiyoruz dört günlük tatilimiz için. Umut derin uykuda kucağımda giriyorum otele. Yol yorgunluğumuzu şampanya ve çilek ikramı ile atıyoruz üzerimizden. Otele giriş işlemlerimizi hızla yaparak ikinci kattaki odamıza yerleşmemize yardımcı oluyorlar. Odaya adım attığımda bir rüyanın başladığını hissediyorum, büyüleniyorum. Umut uyanır uyanmaz balkona çıkıyor ve “yüzmek istiyorum” diyor aralıksız. Otel detaylar üzerine kurulmuş ihtiyaç duyabileceğimiz hiçbir şey unutulmamış, fazlasıyla var. Umut’un yatağının üzerine hazırlanmış olan bornoz, terlik ve minik paket özellikle Umut’u çok mutlu ediyor. Paketten çıkan balon köpüğü ile oynamaya başlıyor balkonda bir yandan denizi seyrediyor. Bu oyundan biz de zaman kazanıyoruz ve eşyalarımızı yerleştiriyoruz. Otelde odalar süit olarak tasarlanmış en küçük oda 80m², odamızı çok beğeniyorum. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Otel çocuklar için bir cennet yaratmış. Umut&#8217;umun rahat etmesi mutlu olması benimde mutluluğum demek. Öncelikle otelin bahçesinden başlıyoruz gezmeye. Sahile çim alanın üzerinden geçiyoruz. Kumsalın yanı sıra çimlerin üzerinde de şezlonglar yerleştirilmiş. Uzun geçen kıştan sonra kumsalda yürümek çok hoşumuza gidiyor Umut’la. Deniz çocuk için ideal, kenarında rahatça oynayabiliyor. Umut’un en sevdiği şeylerin başında dalgalarla oynamak ve kıyaya vuran deniz kabuklarını toplamak geliyor. Deniz kenarında güzel bir iskele ile karşılaşıyoruz, buradan uçsuz bucaksız denizi seyretmek doyumsuz. Kumlarda ya da çimlerde oturmak istemiyorsanız iskeledeki pavillonlardan da faydalanmak mümkün. Bizim tercihimiz yalınayak kumsalda yürümek. Deniz kenarında çok hoşuma giden bir diğer ayrıntı üstü çadırla kapatılmış olan kum oyun alanı. Kum oyuncaklarını getirseydik keşke derken bir bakıyoruz bu da düşünülmüş: oyun alanı kova, kürek, kalıplarla dolu. Umut kum oyununa daldığında biz de salıncaklarda kitap keyfi yapıyoruz. Sahilden biraz ilerideki havuzlar bölgesinde ise Çocuk havuzu, ana havuz, ısıtmalı deniz suyu havuzu, yetişkin havuzu ve relax havuz mevcut. Çocuk havuzu tertemiz, 40 cm. derinliğinde, köşelere yerleştirilmiş yağmur alanları, ortasındaki üçlü kaydırak ve yarısı batmış bir gemi görünümündeki kaydırak ile son derece eğlenceli. Havuz bölgesinde en çok neyi sevdin derseniz: her yerin tahta zeminle kaplanmasını. Umut koşarken sadece gülümsüyorum arkasından, kayıp düşme riski yok, ne büyük mutluluk. Bu otelde havlu kartı derdine de son verilmiş, gerek sahil gerek havuz bölgesinde tüm şezlongların üzerinde havlular hazır bekliyor. Otel içinde ve dışında her yere istediğiniz servisi almanız mümkün bu arada. Hava biraz serinlediğinde kapalı havuzu kullanmayı da ihmal etmiyoruz, su kuşu olan Umut doya doya suyla oynuyor dört gün boyunca. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Çocuklar için cennet olan bu otelde beklediğimin çok üzerinde bir kaliteye sahip olan Maxxi Land 1 – 12 yaş arası çocuklar için tasarlanmış ayrı bir dünya. Otelin dışında ayrı bir bahçe içerisinde çocuk restoranı, aktivite odası, bilgisayar odası, oyun bahçesi, uyku odası, mini disko, sinema salonu ve açık alanda oyun alanları mevcut. Bina içindeki tüm köşeler ve bahçe alanındaki ağaçlar ile direklerin tamamının çocukların boy seviyesine kadar yumuşak minderlerle kaplanmış olması bir annenin yüreğine su serpen bir başka detay. Çocuk restoranında hem annelerin hoşuna gidecek sağlıklı besinler hem de çocukların seveceği besinler bir arada. Sadece burada değil ana restoranda da annelerin elinin altında olması gereken her şeyi bulmak mümkün. Maxxi Land’in giriş ve çıkış kontrolü ise daha önce hiçbir otelde rastlamadığım disiplinde yürütülüyor. İlk girişte çocuğun kaydı yapılıyor ve boynuna asılan isim kartında adı soyadı, oda numarası, ebeveyne ait telefon numarası, yüzme bilip bilmediği ve alerjisi olup olmadığı yazıyor. Umut’un kartında büyük harflerle ”Sıvı Sabun kullanılmayacak” yazıyordu mesela..Maxxi Land aktiviteleri haftalık gazeteden rahatlıkla takip edilebiliyor. Maxxi Land ekibinin en büyük sürprizi ise 23 Nisan için yaptıkları organizasyon oluyor hepimiz için. Sabah saatlerinden itibaren 23 Nisan coşkuyla çeşitli faaliyetler yapan farklı ülkelerden çocuklar elele tutuşmuş Barış Manço’nun “Bugün Bayram” şarkısı eşliğinde havuz kenarına geliyorlar. Kırmızı balonların ucuna her birinin dileği iliştirilerek hep birlikte gökyüzüne bırakılıyor. Dilekler gökyüzüne kavuşurken 100.yıl marşı sarıyor havayı bu arada gökyüzünü seyreden Umut dileğini söylüyor bize : “Ankara’ya çok güneş..” </span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<div class='wb_fb_bottom'><div style="float:right;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/24/maxx-royal-ruyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukla Roma..</title>
		<link>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/19/cocukla-roma/</link>
		<comments>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/19/cocukla-roma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 21:22:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UmutluMutlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukla Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutlumutlu.com/?p=558</guid>
		<description><![CDATA[Yıl boyunca yaptığımız tatillerde en çok duyduğum soru “çocukla nasıl gidiyorsun bu kadar rahat? “ oluyor. Çocukla rahat tatilin birinci şartı rahat olmak, akışına bırakmak, çocukla karışmak hayatın içine.. Umut’um ile ilk tatile gittiğimizde henüz iki aylık minicik bir bebekti, o günden bugüne en iyi tatil arkadaşım. Hele bir Çıralı tatili vardır ki bana güç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Yıl boyunca yaptığımız tatillerde en çok duyduğum soru “çocukla nasıl gidiyorsun bu kadar rahat? “ oluyor. Çocukla rahat tatilin birinci şartı rahat olmak, akışına bırakmak, çocukla karışmak hayatın içine.. Umut’um ile ilk tatile gittiğimizde henüz iki aylık minicik bir bebekti, o günden bugüne en iyi tatil arkadaşım. Hele bir Çıralı tatili vardır ki bana güç veren Umut’a olan inancımı pekiştiren; kış olmasına rağmen taş ile toprakla geceleri bahçede yanan ateşin gölgesinde yerlerde oynayarak gündüzleri bizimle yılmadan yürüyerek, hayvanların peşinden koşarak tam on gün geçirmişti. Bu tatilin sonunda bir madalya kazanmıştı bizden “En iyi tatil arkadaşı”.. Umut büyürken tatiller de gittikçe güzelleşiyor. Son tatilimiz Roma’da da yine iyi bir tatil arkadaşıydı Umut’um. Roma’da ilk bakışta çocuklara pek bir şey yokmuş gibi görünse de şehirin içine karıştığımızda sürprizler ve güzellikler bizi buluveriyor.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Umut’un gözdesi büyüleyici park alanı Villa Borghese, bu tatil süresince. Burada öncelikle vakit geçirdiğimiz yer Hayvanat Bahçesi (Fondazione Bioparco di Roma, </span><a href="http://www.bioparco.it/"><span style="color: #0000ff; font-family: Calibri; font-size: small;">www.bioparco.it</span></a><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-size: small;">) oluyor. Hayvanat bahçesinin en gizemli yeri sürüngen eviydi bizim için. İnce bir yağmurla içeri giriyor olmak ve timsahların epeyce yakınından geçmek çok mutlu etti bizi. Hayvanat Bahçesinin çıkışına yakın kısımdaki piknik alanı, ördekler, etraftaki kuşlar ve mini lunapark buranın diğer eğlenceli yanları.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Villa Borghese ’de çocuklarla yapılacak çok şey var. Buradaki eğlenceli yerlerden bir diğeri de tamamen ahşap oyuncaklardan oluşan park ve bahçenin içindeki müstakil binanın içerisinde faaliyetlere katılabildikleri Casina di Raffaello (</span><a href="http://www.casinadiraffaello.it/"><span style="color: #0000ff; font-family: Calibri; font-size: small;">www.casinadiraffaello.it</span></a><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-size: small;">). Tatilimize damgasını vuran Borghese ’de bisiklet keyfini unutmak mümkün değil. Bisiklet sürmeyi bilmiyorsanız, benim gibi, iki kişilik ya da dört kişilik olan denge problemi yaşanmayan bisikletlerden kiralayabilirsiniz. Tatilimiz süresince Bisiklete bindiğimiz anlar Umut’u heyecanlandıran, mutlulukla bol bol kahkahalar attığı anlar oldu. Villa Borghese ’de bisikletin yanı sıra paten ya da suni gölde pedalo kiralanabiliyor. Umut için tatilde en güzel aktivitelerden biri de yollarda koşmak oldu. Canı sıkıldığında ya da uykusu geldiğinde “Beni yakalasana!” dememiz yetiyordu, canlanması için. Bazen yürümekten daha kolay oluyordu koşmak.. Çok yorulduğu zamanlarda bilmece oynarken bir yandan kucağımda taşımak diğer bir çözüm oldu bizim için. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Her tatilimizde günü ikiye bölüyoruz günün öğleden sonraki bölümünü genelde Umut’un eğlencesine ayırıyoruz, böylece günün ilk yarısı da hevesle ikinci yarıyı bekliyor. Vatikan Müzesini de elinde harita heyecanla gezerken öğleden sonrayı bekledi. Vatikan sonrası Tiber nehri kıyısındaki Castel Sant’Angelo ’nun hemen yanından devam ederek Umut’a ilk sürpriz atlıkarınca oluyor. Mutluluktan havalara uçuyor tam altı tur atlıkarınca ’ya biniyor. O atlıkarınca ’da keyifle dönerken Ben de kâğıtların kartların satıldığı tezgâhları geziyorum bir yandan. Atlıkarınca keyfi sonrası ailece uzun uzun Tiber nehrini seyrediyoruz, Roma’yı seyretmeye doyamıyoruz. Buraya yine çok yakın olan Gianicolo Tepesine yokuş yukarı yürüyerek çıkmak hayli yorucu olsa da gidilmesi gereken yerlerden. Yeşillikler içindeki Gianicolo tepesinden manzarada muhteşem. Bizim gibi tepeye tırmanmak çok akılcı değil en iyisi otobüs ya da taksi. Gianicolo ’dan aşağı doğru kıvrılarak Orto Botanica ’ya geçiyoruz elbette taksiyle. Bu koca yeşil alan Umut’a da bize de çok iyi geliyor, parkta karşılaştığımız İtalyan bir ailenin Umut’a hediye ettiği oyuncak bir arabada ayrı bir neşe kaynağı oluyor bize. Havanın kararmasıyla beraber buradan beş dakikada Trastevere ’ye geçiyoruz. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Müzelerde ya da arkeolojik alanlarda sorunsuz gezmenin sırrı ise gezinin başından hikâyeler anlatmak gideceğimiz yer hakkında bilgi vermek, mümkünse eline bir harita tutuşturup “Seni takip ediyoruz” diyerek görev vermek. Gideceğimiz yeri ne kadar merak ederse o kadar zevkle gezdiği kesin. Yemek ve kahve molalarında ise kitaplar, boya kalemleri, Roma haritası imdadımıza yetişiyor. Tabii bir de vazgeçemediğimiz bilmeceler. Umut ile yola çıkmak hiçbir zaman korkutmuyor beni, aksine keyfime keyif katıyor her yol planı. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Yemek işini hele hiç düşünmeyin Roma&#8217;da makarna ve dondurma ikilisi her derde deva!</span></span></p>
<div class='wb_fb_bottom'><div style="float:right;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/19/cocukla-roma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Romada Son Günümüz..</title>
		<link>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/15/romada-son-gunumuz/</link>
		<comments>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/15/romada-son-gunumuz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Apr 2012 12:05:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UmutluMutlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışı]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[San Givonanni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutlumutlu.com/?p=531</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Son günümüzde sabah kahvaltıdan sonra Termini istasyonundan kırmızı hattı (Line A) kullanarak Anagnina yönünde San Givonanni metro istasyonunda iniyoruz. İstasyondan çıktığımızda Roma’nın duvarlarını görüyoruz, aklıma Sunay AKIN’ın “surlar korur kentleri, arkadaşlığı sırlar“ dizeler geliyor. Uzun bir yoldan yürüyoruz rüzgârın arkadaşlığıyla etrafta seyyar satıcılar, ağırlıklı eşarp satıyorlar. Katedral dışarıdan oldukça sade bir görüntüye sahipken bronz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td></td>
<td>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;">Son günümüzde sabah kahvaltıdan sonra Termini istasyonundan kırmızı hattı (Line A) kullanarak <strong>Anagnina</strong> yönünde <strong>San Givonanni</strong> metro istasyonunda iniyoruz. İstasyondan çıktığımızda Roma’nın duvarlarını görüyoruz, aklıma Sunay AKIN’ın “surlar korur kentleri, arkadaşlığı sırlar“ dizeler geliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;">Uzun bir yoldan yürüyoruz rüzgârın arkadaşlığıyla etrafta seyyar satıcılar, ağırlıklı eşarp satıyorlar. Katedral dışarıdan oldukça sade bir görüntüye sahipken bronz kapılardan içeri girdiğimizde binanın dışının aksine içerisinin oldukça görkemli olduğunu görüyoruz. Kubbeli vaftizhanesi, galerileri, tavanlar, sütunlar gerçekten çok güzel. Barok tarzı mimarinin etkili olduğu binanın ön yüzünde Hz. İsa ve on beş adet havari heykeli dikkatimizi çekiyor. Bitişiğinde bulunan Laterano Sarayında Papalık Vatikan’a yerleşene kadar Papa’nın ikamet ettiği yer olduğunu öğreniyoruz. Roma’da aklımızda hiç yokken gizli bir hazineyi keşfetmiş olmanın mutluluğu içindeyiz. İçerisi aktif olarak kullanılmakta, günah çıkarılan kısım, ziyaretçilerin para attıkları basamaklar ve içerideki din görevlileri Umut’un ilgisini çekiyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;">Sarayın kuzeydoğusunda, kutsal merdiven Scala Santa bulunuyor. İsa&#8217;nın yargılanmaya giderken tırmandığı söylenen yirmi sekiz basamağın Kudüs&#8217;ten getirildiğine inanılıyor. Bu merdivenlere ayak basmadan, dizlerinin üzerinde çıkarak ibadet ediyor inananlar.  Buradan çıktıktan sonra etrafımızı inceleyerek yürümeye devam ediyoruz. Yolumuzun üzerinde çocuk parkında uzun bir mola veriyoruz. Umut öncelikle etrafındaki kuşlarla oynuyor sonrasında doğruca oyun alanına. Mutlulukla parkta oynayan Umut’u izliyoruz Burak ile. Çocuk olmanın güzelliğine bir kez daha şahit oluyoruz burada. Çocuklar İtalyanca Umut Türkçe konuşuyor ama karşılıklı gülerek aynı yere koşabiliyorlar hatta birlikte oyun oynayabiliyorlar. Sağımızda surlar devam ediyoruz caddede yürümeye, bu bölge turizmden uzak. Yürüken daha çok burada yaşayanları görüyoruz. Oldukça sakin yollar, burada çılgınca scooter sürenlere de rastlamıyoruz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;">Yine bir kilise görüyoruz, özellikle arkası renkli taşlarla süslenmiş olan demir kapı ve ardındaki bahçe ilgimizi çekiyor. Bu kiliseyi de gezdikten sonra hemen yanındaki yola giriyoruz Roma’ya gelmeden önce de çok merak ettiğimiz Ulusal Müzik Aletleri Müzesine (Museo Nazionale degli Strumenti Musicali) doğru ilerliyoruz. Burası turistlerce pek tercih edilen bir müze değil sanırım içeri oldukça sessiz. Bizim dışımızda üç kişilik bir aile daha geziyor müzeyi. Müze girişi 4€, pazartesi günleri hariç her gün saat 08.30 ile 19.30 saatleri arasında açık. Müzenin kuralları çok katı kesinlikle fotoğraf çekmemize izin vermiyorlar (Bu nedenle internetten bulduğum fotoğrafları ekledim). On sekiz oda gezdiğimiz Müzede (</span><a href="http://www.museostrumentimusicali.it/"><span style="color: #0000ff; font-family: Calibri;">www.museostrumentimusicali.it</span></a><span style="font-family: Calibri;">) binlerce müzik aleti sergileniyor. Her biri birbirinden özel olan bu enstrümanlardan ünlü Barberini Arp, kapakları işlemeli piyanolar ve minyatür müzik aletleri en çok beğendiklerim oluyor. Müzeyi büyük keyif ile gezen Umut ise dış görüntüsü küçük bir udu andıran Armadillonun kabuğundan yapılmış olan telli müzik aletini (Charango) çok beğeniyor. Buradan çıktığımızda hemen karşıda otobüs durağını görüyoruz ve 571 numaralı otobüse binerek Piazza Venezia’ya dönüyoruz. Otobüse binerken biz ve bir iki Japon turistten başka kart okutan olmuyor, özelikle İtalyanlar kart okutmayı tercih etmiyorlar. <span style="font-size: small;">Otobüs durağındaki panolarda otobüsün güzergâhındaki tüm durakların yazıyor olması işimizi kolaylaştırıyor. Buradan Piramide ya da Trastevere’ye gitmek de mümkün. Roma’da ulaşım her türlü çok kolay, nereye gideceğinizi bildiğiniz sürece.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-size: small;">Ara sokakta dışarı masalar atmış olan küçük bir restoranda öğle yemeğimizi yiyoruz. Oturduğumuz restoranın bizi şaşırtan tarafı getirdikleri menünün kocaman bir dosya olması ve içinde her lisanda yazılmış menü bulunması. Yemek sonrası sokaklarda biraz daha geziyoruz. Umut’a söz verdiğimiz üzere üç katlı oyuncakçıya gidiyoruz, oyuncak çeşitleri Umut’u çok memnun etmese de alacak bir şey buluyor. Kolezyum’un önündeki tezgâhta 20€ dedikleri şövalye kostümünü buradan 13€ ödeyerek alıyoruz. Roma’da dükkânlar tezgâhlardan daha ucuz bunu bir kez daha anlıyorum. Yürüyerek Termini’ye geliyoruz tekrar. Termini istasyonunda alt katta bulunan marketten kraker, meyve suyu ve taze meyve alarak “Hop- on Hop- off”  otobüsüne biniyoruz, son günümüzde bir de panoramik tur yapmak istiyor Burak.  24 saat (21€), 48 saat (31€), 72 saat(40€) ya da 2 saatlik (14€) panoramik tur olmak üzere bu otobüsler için birkaç seçenek var. Biz iki saatlik panoramik turu tercih ediyoruz, Umut altı yaşından küçük olduğu için herhangi bir ücret ödemiyoruz. Bu turun güzelliği Roma’ya dair özel yerleri rehber eşliğinde geziyor olmamız, hatta ilk gün binilirse  güzergâhları da belirlemeye yardımcı olabilir. Umut ve Ben rehberi pek dinleyemiyoruz sürekli konuştuğumuz için. Bir yandan krakerlerimizi yerken bir yandan etrafı izliyoruz, daha önce gezdiğimiz yerlerden geçtikçe Umut’un çok hoşuna gidiyor “Anne biz burayı gezdik değil mi?”. Borghese civarına geldiğinde de iniyoruz otobüsten ve kendimizi parka atıyoruz tereddütsüz. Yeşillikler içindeki bu alanda tamamı ahşap oyuncaklardan oluşan oyun alanında vakit geçiriyoruz, ahşap oyuncaklar oldukça basit olduğu kadar eğlenceli. Ailece Roma’da sevdiğimiz yerlerin başında Borghese geliyor kesinlikle, yine bisiklet kiralıyoruz ve gün batarken oldukça romantik bir bisiklet turu yapıyoruz. Gözüme daha da güzel görünüyor park gün batımında.. Parktaki banklarda uzun uzun oturmak ya da yürümek istiyorum derken bisikletten iniyorum. Burak ve Umut önde bisiklet keyfi yaparken Onları yürüyerek takip ediyorum biraz daha tadını çıkarıyorum parkın.. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-size: small;">Romada son akşam yemeğimizi <strong>Pizzeria Ivo A Trastevere’de (www.ivoatrastevere.com)</strong> yemeyi tercih ediyoruz. Rezervasyonsuz yer bulmak pek mümkün olmayan bu restoranda yediğimiz içtiğimiz her şey çok lezzetliydi ve Roma’da akşam yemeği yediğimiz yerler içinde en makul fiyatlı olan yer burasıydı. Mekânın tek bir sorunu var ki gürültü! İçerisi çok kalabalık, masalar birbirine oldukça yakın ve herkes bağırarak konuşuyor. Pizzanın lezzeti  bu gürültüyü dinlemeye değiyor. Romada son günümüzde unutulmaz anlar bizim için San Giovanni İn Laterano, Ulusal Müzik Aletleri Müzesi, Bisiklet Keyfi ve Akşam yemeğimiz..</span></span></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;">  </span></p>
</td>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div class='wb_fb_bottom'><div style="float:right;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/15/romada-son-gunumuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahar</title>
		<link>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/11/bahar/</link>
		<comments>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/11/bahar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 18:36:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UmutluMutlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Notlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutlumutlu.com/?p=542</guid>
		<description><![CDATA[Yine yağmurlu bir sabah, “Anne güneş doğmamış değil mi bugün?” sorusuyla gözlerini açıyor Umut’um sabah saat 06.15. Hava oldukça kapalı, balkonda çiçekleri suluyorum, pencereleri açıyorum bir telaş, yağmurun kokusunu çok seviyorum. Güneşli havaları sevdiğim kadar yağmuru da seviyorum, biliyorum bu uzun yağmurların ardından her yer daha bir yeşil olacak. Yağmurun inceden verdiği ürpertiyi seviyorum.. Yapraklardaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;">Yine yağmurlu bir sabah, “Anne güneş doğmamış değil mi bugün?” sorusuyla gözlerini açıyor Umut’um sabah saat 06.15. Hava oldukça kapalı, balkonda çiçekleri suluyorum, pencereleri açıyorum bir telaş, yağmurun kokusunu çok seviyorum. Güneşli havaları sevdiğim kadar yağmuru da seviyorum, biliyorum bu uzun yağmurların ardından her yer daha bir yeşil olacak. Yağmurun inceden verdiği ürpertiyi seviyorum.. Yapraklardaki damlaları seyretmeyi, ıslak kaldırımları, yağmurda ıslanmayı, Umut’un birikmiş suda zıplayışını.  Üstünde çamurlar yüzünde kocaman gülümseme.. O zıpladıkça benim içim açılıyor, özlediğim çocukluk yanı başımda.Yağmurla başladığımız güne yağmurla devam ediyoruz..</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;">Baharın her hali güzel; yağmurlarıyla tomurcuklarıyla etraftaki neşesiyle. Bahar temizliği yapıyorum zihnimde; gezilecek yeni yerler, okunacak kitaplar, yeni müzikler, ziyaret edilecek arkadaşlar, denenecek yeni tarifler, yarım kalan kuş evim.. Bahar demek yeniden doğmak demek yeniden başlamak her şeye.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;"> Cahit Sıtkı Tarancı’nın çocukluk şiiri aklıma düşüyor Umut’un parlayan gözlerine bakınca..</span></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Affan Dede&#8217;ye para saydım,</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Sattı bana çocukluğumu.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Artık ne yaşım var, ne adım;</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Bilmiyorum kim olduğumu.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Hiçbir şey sorulmasın benden;</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Haberim yok olan bitenden.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Bu bahar havası, bu bahçe;</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Havuzda su şırıl şırıldır.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Uçurtmam bulutlardan yüce,</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Zıpzıplarım pırıl pırıldır.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Ne güzel dönüyor çemberim;</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Calibri;">Hiç bitmese horoz şekerim!</span></strong></p>
<div class='wb_fb_bottom'><div style="float:right;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/11/bahar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Roma Pass Efsanesi</title>
		<link>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/08/roma-pass-efsanesi/</link>
		<comments>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/08/roma-pass-efsanesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 17:23:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UmutluMutlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışı]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Roma Pass Card]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutlumutlu.com/?p=536</guid>
		<description><![CDATA[Roma tatiline gitmeden önce nereyi okusam “Mutlaka Roma Pass edinin!” cümlesi ile karşılaşıyorum. Bu nedenle defterime kocaman yazıyorum, ROMA PASS alınacak.. Roma Pass Nedir? (www.romapass.it)  Romada ilk üç gün ücretsiz ulaşım (havaalanı transferi hariç)  ve gezeceğiniz ilk iki müze ya da arkeolojik alana ücretsiz giriş hakkının yanı sıra diğer müzelerin girişinde de indirim sağlayan 30€ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Roma tatiline gitmeden önce nereyi okusam “Mutlaka Roma Pass edinin!” cümlesi ile karşılaşıyorum. Bu nedenle defterime kocaman yazıyorum, ROMA PASS alınacak..</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Roma Pass Nedir?</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">(</span><a href="http://www.romapass.it/"><span style="color: #0000ff; font-family: Calibri; font-size: small;">www.romapass.it</span></a><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">)  </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-size: small;">Romada ilk üç gün ücretsiz ulaşım (havaalanı transferi hariç)  ve gezeceğiniz ilk iki müze ya da arkeolojik alana ücretsiz giriş hakkının yanı sıra diğer müzelerin girişinde de indirim sağlayan 30€ ya satın alabileceğiniz bir kart. Kart ilk kullanılan ulaşım aracı yada ilk ziyaret edilen müzede aktif duruma geçerek üçüncü gün gece yarısına kadar aktif kullanılabiliyor.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Roma Pass Nereden Alınır?</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Neredeyse her yerden alınabiliyor, bulması çok rahat. Castel S. Angelo, Ciampino, Cinque Lune, Fiumicino Aeroporto, Minghetti, Nazionale, Termini İstasyonu, Tiburtina ve Fori de bulunan Turizm Ofislerinden satın alınabiliyor.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-size: small;">Madem bu kadar önemli bizimde olsun bir Roma Pass kartımız diyoruz ve Termini’den çok rahat bir şekilde sahip oluyoruz Roma Pass kartına. Kırmızı kapaklı karton kutusunu açıyorum heyecanla. Roma Belediyesince Turistler için özenle hazırlanmış bir paket bu; Roma Pass Kart, Roma haritası, Minik Roma Rehberi, Roma Güncel Haber Kitapçığı çıkıyor içinden. Roma Pass Kartımızı ilk olarak Kolezyum girişinde kullanıyoruz. Kartın bize en büyük faydası bu oluyor, Kolezyum girişinde epeyce uzun bir kuyrukla karşılaşıyoruz ama bizim Roma Pass kartımız var edası ile kuyruğun başına kadar yürüyüp özel turnikeden kolayca geçiveriyoruz. Burak’ın deyimiyle bu kuyrukta beklememek için 30€ verilir.  Bu kartın Kolezyumda sağladığı avantajın yanı sıra en sevdiğim şey bir de paketten çıkan harita oluyor. Roma tatili boyunca üç ayrı harita edindim ama üçü de birbirinden kötüydü, ne zaman Roma Pass aldım bu ıstırap sona erdi. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Roma&#8217;da metro bileti bir tane aldığımızda 1€ ödüyoruz. Günün devamında yürümek çok daha eğlenceli geliyor ve pek metro kullanmıyoruz böyle olunca. Kalabalıksanız taksi de çok pahalı değil; saat 07.00 – 22.00 arasında 2.80€ , saat 22.00 – 07.00 arasında ise 4.80€ açılış fiyatı. Bu nedenle biz sadece dört sabah metro, bir kere de otobüs kullandık. Genelde ya yürüdük yada taksi kullandık. Roma Pass kartını ulaşım için sadece üç kere kullanabildik. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Roma&#8217;da müzeler çok pahalı değil; bizim gezdiklerimizden giriş bileti en ucuz olan 4€ en pahalı olan 13€ .</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Sonuç olarak Roma Pass Card evet güzel bir uygulama ama Roma’da nasıl bir tatil yapılacağı planlandıktan sonra kartı tekrar değerlendirmekte fayda var. Yürümeyi seviyorsanız ve Kolezyum ziyareti de yoksa planınızda,  sadece güzel bir harita için 30€ vermiş olmak da var.</span></span></p>
<div class='wb_fb_bottom'><div style="float:right;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutlumutlu.com/2012/04/08/roma-pass-efsanesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Roma&#8217;da Üçüncü Gün..</title>
		<link>http://www.umutlumutlu.com/2012/03/29/romada-ucuncu-gun/</link>
		<comments>http://www.umutlumutlu.com/2012/03/29/romada-ucuncu-gun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 21:53:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UmutluMutlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışı]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Kolezyum]]></category>
		<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutlumutlu.com/?p=520</guid>
		<description><![CDATA[Günün ilk yarısını Antik Roma’ya ayırmak niyetimiz. Güzel bir kahvaltının ardından, 2007 yılında açıklanan Dünyanın Yeni Yedi Harikasından biri olan Kolezyum’a (Colosseo) gitmek için çıkıyoruz yola. Metroda mavi hattı kullanıyoruz Laurentina yönünde bir durak sonra Colosseo’da iniyoruz. Mavi hattın trenleri de insanların görüntüsü de kırmızı hattan biraz daha renkli yapıya sahip. Termini’de olmanın en güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-size: small;">Günün ilk yarısını Antik Roma’ya ayırmak niyetimiz. Güzel bir kahvaltının ardından, 2007 yılında açıklanan Dünyanın Yeni Yedi Harikasından biri olan Kolezyum’a (Colosseo) gitmek için çıkıyoruz yola. Metroda mavi hattı kullanıyoruz Laurentina yönünde bir durak sonra Colosseo’da iniyoruz. Mavi hattın trenleri de insanların görüntüsü de kırmızı hattan biraz daha renkli yapıya sahip. Termini’de olmanın en güzel yanı her iki Metro hattının da ortak noktasının bu istasyon olması. Kolezyum’a geldiğimizde epeyce uzun bir kuyrukla karşılaşıyoruz işte burada meşhur <strong>Roma Pass</strong> devreye giriyor. Roma Pass ayrıcalığı burada başlıyor; uzun bilet kuyruğuna aldırmadan sıranın başına doğru yürüyoruz biletle geçiş yapılan noktanın hemen başında iki turnike görüyoruz ve Roma Pass’imizi okutarak rahatça geçiyoruz. Bu arada Umut için bedelsiz bilet alıyoruz görevliden, Umut  o bileti okutarak geçiyor. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Roma’nın merkezinde bulunan Kolezyum hayallerimden daha küçük ama benim için çok etkileyici. MÖ 72 yılında yapımına başlanılarak MÖ 80 yılında tamamlandığı söyleniyor. Kolezyum diye bildiğim bu arenanın Amphitheatrum Flavium olarak da anıldığını bugün burada öğrenmiş bulunuyorum. Kolezyumu sadece dışarıda görüp önünde bir iki fotoğraf çektirmekle yetinmeyin, içi de dışı kadar hatta daha fazla etkileyici. Umut gezerken en çok gladyatörlerin hikâyeleri, aslanların nasıl hazırlandığı, arenada yapılan dövüşler ilgisini çekiyor. Bu nedenle döneminde elli bin kişinin doldurduğu arenayı uzun uzun inceliyoruz, Umut’a çeşit çeşit hikâyeler anlatıyorum ki gezmekten sıkılmasın. Binanın nasıl yapıldığını kölelerin nasıl çalıştığını, arenadaki kalabalığın sesini görüntüsünü hayal etmeden edemiyorum etrafı izlerken. Günümüz stadyumlarının da buradan gelen esintilerle tasarlandığını anlıyoruz gezerken. Kolezyum sadece kanlı dövüşlerin yapıldığı bir yer değil tarihte pek çok farklı amaçla kullanılmış bir yerdir. Depremin hasar verdiği Kolezyum bu haliyle Roma’nın simgesi haline gelmiş. Dünyada ne kadar merak uyandıran bir yer olduğunu içerideki kalabalıktan anlamak mümkün. Bazı alanlarda adım atmakta zorlanıyoruz. Öyle anlar var ki fotoğraf çekmek için epeyce uğraşıyoruz. Kolezyum’un alt, üst, iç ve dış bölümlerini gezmemiz ortalama iki saatimizi alıyor. Umut yürümekten yorulup arada bulduğu basamaklara oturuveriyor. Kolezyum’a ne kadar erken gelinirse o kadar iyi bunu anlıyoruz gezerken. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Kolezyum çıkışında 4yy. dan kalma Arch Of Constantine ile karşılaşıyoruz. Kolezyum’un etrafı Gladyatör kostümlü kişilerle çevrili, para ödeyerek onlarla Kolezyum hatırası fotoğraf çektirmek mümkün. Bana son derece rahatsız edici geliyor bu fazla samimi Gladyatörler. Etraftaki tezgâhları inceliyorum göz ucu ile Umut gladyatör kostümü istiyor ama tezgâhta plastik bir kostüm pazarlıkla 20€ olunca almadan ilerliyoruz. Roma’da sokaktaki tezgâhlar mağazalardan daha pahalı, buna yiyecek satanlar dâhil. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Kolezyum’dan sonra Umut’u daha fazla zorlamıyoruz. Burak ile Umut karşı yoldaki kafeteryada resim boyamaya başlamışken ben sola dönüp devam ediyorum, Roma Forum ve Palatino’ya doğru. Palatino girişinde Roma Pass’i göstererek bedava giriş biletimi alıyorum. Burası Kolezyum kadar kalabalık değil. Bahar iyiden iyiye hissediliyor burada her yer yemyeşil, ağaçlar çiçeklenmiş. Yeşilliklerin ortasına öylece oturup gökyüzünü seyrediyorum. Romalı kralların, zenginlerin ve yönetimde bulunan insanların yaşadığı bu bölgede rastladığım kalıntılar epeyce zengin. Mavi bir gökyüzü, hafif rüzgâr, kalıntılar arasındaki yeşillik ve geniş alana serpiştirilmiş banklar. Tepeden uzun uzun seyrediyorum, yedi tepeli Roma’yı her gün biraz daha seviyorum.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-size: small;">Buradan da Roma Forum’a geçiyorum ama artık dizlerimde derman kalmıyor. Antik Roma gezisi gittikçe etkileyici bir hal alırken ben tükenmek üzereyim. Eski dönemlerin en önemli yerleşim yeri olan Roma Forum ticaretten ibatede kadar bin bir çeşit faaliyetin yapıldığı yerlerin başında geliyormuş. Eski Roma’da sosyal hayatın sürdürüldüğü alanlara “Forum” adı verilirmiş. Çıkış epeyce yorucu oluyor, merdiven bana pek bir uzun geliyor. Antik Roma’nın hakkını veremeden çıkıyorum buradan, açlık ve yorgunluğa dayanamayarak. Defterime kocaman bir not alıyorum; <strong>yanında su bulundurmalı! </strong>Burak ve Umut’un yanına gidiyorum, susuzluğumu gidermenin ardından Piazza Venezzia’ya doğru yürüyoruz. Buradan yukarı doğru devam ediyoruz ve merdivenlerin yanında solda araya sıkışmış minik bir aile restoranında gecikmiş öğle yemeğimizi yiyoruz. Kırmızı kareli masa örtüleri ve peçetelerden dolayı çok sevimli görünen mekânda birer lezzetli makarna ve yanına ev şarabı söylüyoruz. Roma’da öğle ve akşam yemeklerinde sürekli kırmızı şarap içmekten çok mutluyum, bu tatil hiç bitmesin istiyorum. Oturdukça yorgunluğu daha da derinden hissediyorum. Biz bir yandan sohbet edip bir yandan yavaş yavaş şarabımızı içerken ailenin siesta saatinin tam ortasında içeri girdiğimizi ve bizim yüzümüzden çıkamadıklarının farkında bile değiliz ta ki bizimle beraber çıkıp restoranı kilitlemelerini görene kadar. Karşılıklı gülümsüyoruz aileyle, Onlar evlerine biz hemen yandaki ev yapımı dondurma satan dükkâna giriyoruz. Bu dükkânı ilk akşam Umut bulmuştu ve hala benim gözümde bir numara, özellikle tiramisulu ve çikolatalı dondurma çok güzel. Merdivenlerde oturarak dondurmamızı bitiriyoruz. <strong></strong></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Piazza Venezia’ya tekrar dönüyoruz karşımızda İtalya’nın ilk kralı Vittorio Emanuella II anıtı (Altare della Patria) ile birinci dünya savaşı esnasında kaybedilen on bir meçhul askerin mezarı. Beyaz mermerden inşa edilmiş bu anıtın ihtişamlı merdivenleri İlk İtalyan Kralının sarayına gidiyor. Binanın yanında bulunan balkondan Mussolini’nin halka seslendiği bilgisini de binayı incelerken Burak’tan öğreniyorum. Bu Ulusal anıt 1885 yılında Giuseppe Saccani tarafından yapılmış. Bu binanın köşelerinde yer alan Tanrıça Victoria’nın üzerinde olduğu dört at heykeli Umut’un en sevdiği detay oluyor. İhtişamlı merdivenlerden çıkarken aman merdivenlere oturmaya yeltenmeyin, Ben Umut’un fotoğrafını çekerken sadece dizimi koyduğum için hemen uyarıldım. Binanın girişindeki “Birleşmiş İtalya” müzesini geziyoruz öncelikle, Birleşik İtalya için neler yaşandığına dair pek çok şey sergileniyor. Bu müzeye giriş ücretsiz. Buradan sonra yine aynı binanın içindeki “I Colori del Buio” isimli ücretsiz sergiyi geziyoruz; mağaralar, yeraltı zenginlikleri, sular, çöller üzerine muhteşem fotoğraflar ile video kayıtları görüyoruz burada. Bu salonun içinde ayrıca minik bir odada bu çalışmaları yürüten ekibin video kayıtları İtalyanca olarak gösteriliyor. Görüntüleri izlemek çok hoşumuza gidiyor, fantastik bir yolculuğun içinde buluyoruz kendimizi. Umut ile oturup izliyoruz derken Umut’un başı düşüveriyor omuzuma. Umut kucağımızda binanın içinde gezmeye devam ediyoruz başka ne vardı bilmiyorum ama biz bir de kilise geziyoruz ve ardından muhteşem teras ile karşılaşıyoruz. Terasta, self servis olan Cafetteria İtalia’da Biz kahve keyfi yaparken Umut derin uykuda. Kahveler kadar karşımızdaki manzara doyumsuz, mutlaka oturulmalı burada. Kahve keyfinin ardından uyuyan Umut’u Burak’a emanet ediyorum ve  Selda ile kişi başı 7€ ödeyerek (Roma Pass geçmiyor, Öğrenci indirimi yok) panoramik asansörle yukarı çıkıyoruz. Roma’ya akşam çökerken martıların gösterisi eşliğinde günün ilk yarısı gezdiğimiz Roma’yı izliyoruz tepeden. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Çok yorucu ama bir o kadar da keyifli geçen üçüncü günün ardından Piramide bölgesindeki (Via Marmorata, 39, Roma) <strong>Perilli</strong> de makarna, enginar, şarap ve tiramisu keyfi yaparak geceyi bitiriyoruz.</span></span></p>
<div class='wb_fb_bottom'><div style="float:right;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutlumutlu.com/2012/03/29/romada-ucuncu-gun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Roma&#8217;da İkinci Günümüz..</title>
		<link>http://www.umutlumutlu.com/2012/03/27/romada-ikinci-gunumuz/</link>
		<comments>http://www.umutlumutlu.com/2012/03/27/romada-ikinci-gunumuz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Mar 2012 21:41:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UmutluMutlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışı]]></category>
		<category><![CDATA[Borghese]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutlumutlu.com/?p=513</guid>
		<description><![CDATA[Roma’da ikinci sabahımız, hava daha da güzel. 08 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bugün, Roma’da resmi tatil. Kahvaltı sonrası Borghese bölgesindeki Modern Sanatlar Müzesi, Villa Borghese,  Bioparco (Hayvanat Bahçesi)ziyareti yapmanın sonrasında vakit kalırsa İspanyol Merdivenleri ve Trevi Çeşmesi ile günü sonlandırmak niyetimiz. Borghese için Termini istasyonundan kırmızı hattı kullanarak iki durak sonra Flaminio istasyonunda iniyoruz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Roma’da ikinci sabahımız, hava daha da güzel. 08 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bugün, Roma’da resmi tatil. Kahvaltı sonrası Borghese bölgesindeki Modern Sanatlar Müzesi, Villa Borghese,  Bioparco (Hayvanat Bahçesi)ziyareti yapmanın sonrasında vakit kalırsa İspanyol Merdivenleri ve Trevi Çeşmesi ile günü sonlandırmak niyetimiz. Borghese için Termini istasyonundan kırmızı hattı kullanarak iki durak sonra Flaminio istasyonunda iniyoruz. İstasyonun hemen karşısındaki ilk noktamız Piazza Del Popolo namı diğer  “Halkın Meydanı”. Diğer meydanlardan farkı, kemerli bir kapıdan giriyor olmamız buraya. Romanın yedi dikilitaşından biri olan meydanın tam ortasındaki dikilitaş etrafındaki dört aslan heykeliyle dikkatimi çekiyor, yanlış hatırlamıyorsam Mısır’ın fethi anısına dikilmiş bu anıt. Dikilitaşın çevresinde kiliseler mevcut, dikilitaştan tam karşıya dümdüz yüründüğünde Leonardo Vinci Müzesi bulunuyor. Kiliselerden ziyade benim aklım müzede ama canımın içi Umut’um Hayvanat Bahçesini görmek için sabırsızlanıyor. Roma’da yorucu geçen ilk günümüzde bizi hiç üzmeyen oğlumu daha fazla bekletmemek için Borghese’ye yöneliyoruz. Elimizdeki haritayı biraz incelikten sonra tabelaları takip ederek ilerliyoruz. Yeşilliklerin içinde buluyoruz kendimizi bir süre sonra, yol boyu heykellere rastlıyoruz. Hayvanat Bahçesinden önce Modern Sanatlar Müzesini (Galleria Nazionale D’arte Moderna) gezmek için Umut’u ikna ediyoruz. Bugün 08 Mart olması nedeniyle benden bilet ücreti almıyorlar, Umut yine yaş kontenjanından faydalanıyor. Sadece Burak için 8€ ödüyoruz. Kırık ayna zemin üzerinden yavaş adımlarla giriyoruz içeriye. Modern Sanatlara biraz olsun ilginiz varsa kesinlikle doğru adres; heykeller, resimler ve baskıların yer aldığı modern sanata adanmış bir dünya içerisi. İçerinin büyük bir kısmında fotoğraf çekmek yasak. İçeride gruplar halinde öğrencileri görüyoruz; bir yandan öğretmenlerini dinlerken bir yandan da karakalem çalışıyorlar. Öğrencileri izlemek çok güzel geliyor bana. Öğrencilerin yanı sıra içeride çalışan birkaç tane genç sanatçıya da rastlıyoruz. Gönlüme göre olmasa da gezebildiğim kadar geziyorum müzenin odalarını. Galeriden çıktığımızda sola doğru dönerek  kısa bir yokuş çıkıyoruz  ve işte Bioparco. Umut tekrar enerji doluyor. Hayvanat Bahçesi girişinde Umut için 11€  bizim için ise kişibaşı 13€ ödüyoruz. Hayvanat Bahçesi haritasını Umut eline alarak bize rehberlik ediyor. Harita okumada gerçekten başarılı oluyor Umut’um.Hayvanların resimlerini takip ederek hiç birini atlamadan ağır ağır geziyoruz Umut’un gönlüne göre. Çıkışımız tahmin ettiğimiz üzere oyuncak dükkanı içinden oluyor ve hayvanlar alemi koleksiyonu için bir iki hayvan satın alarak Umut’un elleri dolu çıkıyoruz. Güneş harika ve biz çok yorgunuz. Bu nedenle hemen çıkışta bulunan cafe’de bir şeyler atıştırarak dinlenmeyi tercih ediyoruz. Cafe’nin fiyatları son derece uygun olduğu kadar sandviçlerin lezzeti de gayet iyi ya da biz çok acıktığımız için bize öyle geliyor. Roma’da farklı noktalarda da daha önce rastladığımız bisiklet kiralama noktalarından bir tanesi ile hemen Hayvanat Bahçesi çıkışında karşılaşıyoruz. Üçümüzün de sığabileceği iki pedallı olanlardan bir saat için kiralamaya karar veriyoruz. Bisiklet sürmeyi bilmeyen benim için harika bir deneyim oluyor. İlk etapta sürmekte biraz zorlanıyoruz ama Burak sağ olsun kendini feda ediyor bizim için daha çok da Umut için&#8230;</span><span style="font-family: Calibri;"> Borghese’nin nasıl doyumsuz bir güzellikte olduğunu bu bisiklet gezisi ile anlıyoruz. Bizim için genel bir keşif oluyor, yorgun bacaklarımızın farkına bile varmıyoruz aldığımız keyiften.  Bisiklet ile önünden geçerken Villa Borghese’nin önünde iniyorum, Umut ve Burak devam ediyor gezmeye. Kadınlar günü olması nedeniyle ücretsiz girebiliyorum buraya da. Roma’da 08 Mart Dünya Kadınlar gününde devlet müzelerinin (</span></span><a href="http://www.beniculturali.it/"><span style="color: #0000ff; font-family: Calibri; font-size: small;">www.beniculturali.it</span></a><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">) tamamı ücretsiz, ekonomik bir Roma gezi için bugün olabildiğince fazla müze gezilebilir. Villa Borghese (</span><a href="http://www.galleriaborghese.it/"><span style="color: #0000ff; font-family: Calibri; font-size: small;">www.galleriaborghese.it</span></a><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-size: small;">)  için rezervasyon gerekiyor diye okumuştum gelmeden ama her zamanki gibi şanslıyım gayet kolay giriyorum içeriye. Büyük beyaz binadan içeri girdiğimde sanat şöleni ile karşılaşıyorum, sadece kitaplarda görebileceğim pek çok sanat eserini görmek heyecanlandırıyor beni, Bernini’ye ait olan Apollon ve Daphne’nin defne ağacına dönüştüğü anı betimleyen heykeli gibi. Bernini, Raffaello, Correggio, Canova, Tiziano gibi sanatçıların eserlerinin yanı sıra binanın kendisi de çok güzel. İçeride fotoğraf çekmek kesinlikle yasak bu nedenle sadece hafızama kayıt yapabiliyorum. Buradaki hediyelik eşya dükkânı küçük olmasına rağmen diğer müzelerdeki gibi gayet güzel. Bu müzede pazartesi günü kapalı diğer günler 09.00 ile 19.00 saatleri arasında açık. Para harcamak istemediğim için Oğulcan’a küçük bir Bernini kitabı ve kendime kitap ayıracı alarak ayrılıyorum buradan. Akşam yaklaşırken park daha da güzelleşiyor, yavaş yavaş aşağı doğru yürüyerek Roma’da en çok kullandığımız ulaşım aracı olan taksiye biniyoruz. Umut’un hemen uyuya kaldığı taksiden Romanın ünlü meydanlarından biri olan İspanyol Meydanında (Piazza di Spagna) inerek gezimize devam ediyoruz. Meydanın adını yakınındaki İspanya Konsolosluğundan aldığını öğreniyoruz burada. Akşam saati olması nedeniyle burası son derece kalabalık, merdivenlerde bir şeyler içerek sohbet eden bir kalabalık. Hatta bu kalabalık içinde mini bir defile yapılıyor güzel kızlar salınıyor merdivenlerin basamaklarında. Umut Barcaccia Çeşmesinin önünde bir yer bulup usulca oturuveriyor, yorgunluğu her halinden belli. İspanyol Merdivenlerine (Scalinata della Trinità dei Monti) çıkmaya hiç yeltenmeden karşıdan kalabalığı seyrediyoruz Burak ile ayaküstü sohbet ederek. 138 basamaktan oluşan İspanyol merdivenleri yapıldığı dönemde Avrupa’nın en uzun merdiveni olduğu söyleniyor. Bu merdivenlerin tam karşısında ünlü mağazaların olduğu Via Condotti bulunuyor ama bizim için pek ilgi çekici değil bu nedenle caddede gezmiyoruz, Umut’un yanında oturuyoruz biz de biraz daha dinlendikten sonra Trevi Çeşmesine doğru hareket ediyoruz. Türkiye’de “Aşk Çeşmesi” diye bilinen bu çeşme Fellini’nin “La Dolce Vita” filmi ile hafızalarda yer etmiş. Burası da en az İspanyol Merdivenleri kadar kalabalık. Herkes bir telaş içinde kimi dilekler dileyip para atıyor, kimi fotoğraf çekiyor kimi sevgilisi ile bu kalabalıkta romantik bir an yakalamanın peşinde. Burada da kalabalığa karışıp bu görkemli çeşmeyi biraz inceledikten ve fotoğraf çektikten sonra arkadaşlarımızla buluşarak akşam yemeğine hareket ediyoruz. Akşam yemeği için yine ara sokaklarda Kerim’in elinde harita biz peşinde nereye gittiğimizi bile sormadan yürüyoruz. Akşam yemeğini Kerim’in arzuladığı yerde yiyemiyoruz. Bizden başka müşterisi olmayan, son derece ilgili çalışanların olduğu ve lezzetli yemekler yediğimiz “Ristorente Boccondivino” isimli yerde bitiriyoruz gecemizi. Hizmet öyle ki Umut oyuncak arabası için tornavida istediğinde biz Umut&#8217;a gülerken  Umut tornavidaya kavuşuyor. Sevgili Uygar eksik olmasın Umut’u mutlu etmeye aralıksız devam ediyor. Tatilin sonunda Umut’un gözdesi oluveriyor zaten. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bu gecenin iki muhteşem yanı biri Via Del Pantheon’da rastladığım  “İl Papiro” (</span><a href="http://www.ilpapirofirenze.it/"><span style="color: #0000ff; font-family: Calibri; font-size: small;">www.ilpapirofirenze.it</span></a><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">) isimli dükkân ve yüzlerce dondurma çeşidi olan Giolitti (</span><a href="http://www.giolitti.it/"><span style="color: #0000ff; font-family: Calibri; font-size: small;">www.giolitti.it</span></a><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-size: small;">). Roma’da dondurmaya doyuyorum. Her gün başka bir lezzetin tadına varıyorum bu geceki keşifim “Mırtıllı”..</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Umut’un Roma’da en mutlu günüydü bugün; gezdiği yerler, aldığı hediyeler ve gecenin sonundaki kocaman dondurması. Otelimize yine taksi ile dönüyoruz.  (saat 22.oo dan sonra 4.80€ ile açılıyor taksimetre) Umut derin uykuda kucağımda giriyor otele, yarın Colosseo’ya gidiyoruz..</span></span></p>
<div class='wb_fb_bottom'><div style="float:right;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutlumutlu.com/2012/03/27/romada-ikinci-gunumuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vatikan</title>
		<link>http://www.umutlumutlu.com/2012/03/21/vatikan-2/</link>
		<comments>http://www.umutlumutlu.com/2012/03/21/vatikan-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 20:40:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>UmutluMutlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışı]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Vatikan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutlumutlu.com/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[Çan sesi ve sokak gürültüsü eşliğinde aydınlık bir güne uyanıyoruz Roma&#8217;da ilk sabahımıza. Odamızın ahşap panjurlarını açarak caddeye şöyle bir bakıyorum havayı içime çekerek. Otelimizde kahvaltı 07.00 – 10.00 arası, Roma geneli düşünüldüğünde otelimizin kahvaltısı gayet iyi. Kruvasan çeşitleri, ekmek, tereyağ, bal, reçel çeşitleri, iki çeşit yumurta, jambon, sosis, salam, çay ve kahve çeşitleri. Akşam verdiğimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;">Çan sesi ve sokak gürültüsü eşliğinde aydınlık bir güne uyanıyoruz Roma&#8217;da ilk sabahımıza. Odamızın ahşap panjurlarını açarak caddeye şöyle bir bakıyorum havayı içime çekerek. Otelimizde kahvaltı 07.00 – 10.00 arası, Roma geneli düşünüldüğünde otelimizin kahvaltısı gayet iyi. Kruvasan çeşitleri, ekmek, tereyağ, bal, reçel çeşitleri, iki çeşit yumurta, jambon, sosis, salam, çay ve kahve çeşitleri. Akşam verdiğimiz karara göre bugün kahvaltı sonrası ilk ziyaret yerimiz minik kutsal ülke Vatikan. </span></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;">Romada Metro kırmızı (A) ve mavi (B) olmak üzere iki hattan oluşuyor. Vatikan’a gitmek için kırmızı hattı kullanıyoruz Batitstini yönünde gideceğimiz istasyon Ottaviano (San Pietro). Metro epeyce kalabalık, kapılar da çok hızlı kapanıyor aman dikkat! Metroya bindiğimizde keman sesi karşılıyor bizi, Umut ayakta gitmeyi tercih ediyor elinde Roma haritası, gözü kemancıda. Termini’den beş durak sonra Ottaviano’ya ulaşıyoruz. Kalabalığı takip ederek ilerliyoruz. Vatikan’a geldiğimizde küçük bir kuyruk ile karşılaşıyoruz. Kapıdaki kontrolden geçtikten sonra içeri girer girmez karşımızda daha önce pek çok fotoğrafta gördüğüm kocaman kubbe. Günlerden Çarşamba  olması dolayısıyla Papa’nın kabul günü ayinine rastlıyor ziyaretimiz. Bu nedenle ancak saat 13.00 den sonra gezebileceğimizi, içerideki ayinlere katılmanın da mümkün olduğunu öğreniyoruz. Haftada bir Çarşamba günü yapılan ayine katılabilmek için, Prefetto della Casa Pontificia, 00120 Citta del Vaticano, adresindeki büroya başvurularak davetiye alınabildiği söyleniyor. Ayine katılabilmenin ön koşulu; kapalı, koyu renk, sade giysileriniz olması. Bu kural sadece ayin için değil Vatikan’ı gezebilmek için de geçerli. Vatikan&#8217;da şort ve mini etek giyme yasağı var, şort yasağı erkekler içinde geçerli bu arada. Meydanda kalabalığın içine karışıyoruz, kulağımızda dışarı yayınlanan ayin. Vatikan’ın girişini koruyan renkli geleneksel kıyafetler içindeki İsviçreli genç muhafızlar dikkatimi çekiyor ilk etapta. Üniformalar dikkat edilmeyecek gibi değil, sanki 23 Nisan gösterisi var. Meydanda biraz vakit geçiriyoruz birkaç fotoğraf çekimi daha yaptıktan sonra Vatikan Müzesine doğru devam ediyoruz. Vatikan&#8217;ın yüksek surlarının gölgesinde ilerlerken demirlerde üzerlerine isim yazılmış kilitler dikkatimi çekiyor. İtalya’da böyle bir gelenek var sanırım pek çok yerde rastlıyorum bu kilitlere, bir daha ki geziye bende demirlere aşkımı kilitleme kararı alıyorum. Vatikan Müzesine girmeden hemen karşısındaki Cafe Vaticano’da mola veriyoruz güneşe biraz daha doymak istiyoruz üç kahve üç dondurma siparişi veriyoruz. Müzenin karşısında keyif yapmanın bedelini ağır ödüyoruz hesap 51€ geliyor. Gezi defterime büyük harflerle notumu alıyorum <strong>CAFE VATİCANO’da herhangi bir şey yenilip içilmemeli!.</strong> Hiçbir müzenin önündeki tezgâhtan alışveriş yapılmayacağı gibi yakınındaki cafe’ye de oturulmayacağını öğreniyoruz böylece. Vatikan Müzesine girmek için biraz sıra bekliyoruz ama sıra oldukça hızlı ilerliyor. Umut yine ücretsiz giriyor müzeye bizler  kişi başı 15€ ödüyoruz. Her ayın son Pazar günü ile “Dünya Turizm Günü” 27 Eylül tarihinde ücretsiz gezilebiliyor müze. Vatikan ayrı bir devlet olması nedeniyle bu müzede Roma Pass geçmiyor. Roma Pass’ın tatilimizde büyük bir yeri var, kesinlikle ayrı bir yazıyı hak ediyor. Benim aklımda Sistina Şapeli var, tavanı hakkında o kadar çok şey okudum ve fotoğraflarına o kadar çok baktım ki bir an önce görmek istiyorum. Bu müzeyi anlatacak yetide olmadığımın farkındayım ama Roma’ya gidildiğinde gezilecek yerler listenizde baş sıralarda yer alması için hatırlatmak benim niyetim.</span></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><span style="font-family: Calibri;">Güneş pırıl pırıl tepemizde Ankara’nın buz gibi havasından sonra bu havanın tadını çıkarıyoruz. Bahçede biraz vakit geçirmeye karar veriyoruz. Umut etrafta koşturuyor, heryerde uyarı “çimlere basmayın”. Umut’u uyarıyorum sıklıkla ama benim güzel oğlum bana çiçek topluyor inatla “ anneciğim çimlere basmadan kopardım” diye açıklıyor çiçeğimi verirken. Avluda etrafımız heykeller ile çevrili ve ortasında İtalyan heykeltraş Arnaldo Pomodoro tarafından yapılmış olan altın bir küre bulunuyor. Vatikan için özel yapılmış olan bu küre (Sfera Con Sfera) iç içe geçmiş iki küreden oluşuyor, dış küre kendi etrafında dönerken iç küre sabit. Bahçede gözüme takılan diğer heykel dev çam kozalağı, ne anlama geldiğini düşünmekteyim hâlen.  Müzenin içerisindeki duvarları ve tavanları incelemekten uzun süre önüme bakmadan yürüdüğümü söyleyebilirim. Yüzlerce odaya girip çıkıyoruz ama Raphael aklımda yer eden odaların başında geliyor. Michelangelo’nun elinden çıkan Sistina Şapeli’nin restore edilmiş son derece parlak tavanlarını inceliyoruz, restore edilmeden görmek daha mı etkileyici olurdu diye düşünmeden edemiyorum. Tavandan gözlerimi alamıyorum, uygun bir nokta bulup uzun uzun inceliyorum Yaratılış Öyküsünü. Müzede bu ihtişamın içinde kendimi ufacık hissediyorum, ayrılamıyorum duvarların, heykellerin yanından. Burası o kadar etkileyici bir yer ki beş yaşındaki Umut bile uzun süre kendini kaptırıyor müzeye, özellikle heykeller ile çok ilgileniyor. Pinacoteca salonunda Bernini heykellerini de inceleme şansına sahip oluyoruz burada. Müzede flaşsız fotoğraf çekilebildiği gibi bazı salonlarda fotoğraf çekmek ya da video kaydı almak kesinlikle yasak. Polisler tarafından yoğun kontrol var,  müzede görevli polisler özellikle mi seçilmiş bilmiyorum ama kesinlikle çok yakışıklıklar. Gezi planınızı yaparken buraya en az iki saat ayırmalısınız. Müzenin içinde kaç km. yürüdük bilmiyorum ama müzenin çıkış merdivenlerine geldiğimizde bacaklarımız isyandaydı, sonlara doğru Umut nereyi bulsa oturuyordu ya da kucağımda ilerliyorduk. Çıkış merdivenleri dediysem birkaç basamaktan bahsetmiyorum, müzeye yakışır güzellikte spiral merdiven. Burak’ı sonlara doğru USCİTA (Çıkış) diye sayıklarken görüyorum. Müzenin hediyelik eşya satılan bölümlerinde çok güzel kitaplar, kartpostallar, magnetler, kitap ayıraçları ve pek çok obje bulunuyor. Ben Vatikan Müzesi hatırası olarak tabii ki kitap ayıracı, magnet ve kartpostal alarak Vatikan Müzesini sanat tarihi bilen biriyle tekrar uzun uzun gezmeyi hayal ederek çıkıyorum.</span></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Calibri;">ÖĞRENDİM Kİ:</span></strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Calibri;">Çarşamba günü Vatikan’a gitmemekte fayda var.</span></strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Calibri;">Vatikan Müzesi karşısındaki Cafe Vaticano’ya oturulmamalı.</span></strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Calibri;">Vatikan Müzesi sabah erken saatlerde yavaş yavaş gezilmeli ve gezerken not almalı.</span></strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Calibri;">Müzenin tavan detayları için çantada minik bir dürbün bulundurulmalı.</span></strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">,</span></span></h3>
<div class='wb_fb_bottom'><div style="float:right;"></div></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutlumutlu.com/2012/03/21/vatikan-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

