UmutluMutlu

  • Ana Sayfa
  • Gezi Notlarım
  • Ankara
  • Fotoğraf Albümü
  • Hakkımda
  •  
  •  
  •  

Etiketler

100.yıl Pazarı Ankara Antalya Asos Avustralya Balgat Bellapais Bolu Borghese Bozcaada Bursa cumalıkızık Dor At Çiftliği Girne inegöl Kocaeli Kolezyum Kuzey Kıbrıs Kındıra Köyü Londra Maşukiye Müze Otel Roma Roma Pass Card San Givonanni Sapanca Sydney Tatil Hazırlığı Vatikan Vize Çamlıbağ Çocukla Tatil İngiltere İtalya

Arşiv


Linkler

  • Atlas
  • Booking.com
  • Dünyanın Renkleri
  • Gezinim.com
  • Geziyorum.net
  • HotelGuide
  • Ispanak
  • Küçük Oteller Sitesi
  • Lonely Planet
  • Pegasus Airlines
  • Sırtçantam
  • Trek Turizm
  • Yol Gidenindir
  • 21
    Mart
    2012
    • İtalya
    • Müze
    • Vatikan
    Vatikan (1)
    Vatikan (2)
    Vatikan (4)
    Vatikan (3)
    Vatikan (5)
    Vatikan (6)
    Vatikan (7)
    Vatikan (8)
    Vatikan (9)
    Vatikan (10)
    Vatikan (11)
    Vatikan (12)
    Vatikan (17)
    Vatikan (18)
    Vatikan (13)
    Vatikan (14)
    İleri ›
    ‹ Geri

    Vatikan

    Çan sesi ve sokak gürültüsü eşliğinde aydınlık bir güne uyanıyoruz Roma’da ilk sabahımıza. Odamızın ahşap panjurlarını açarak caddeye şöyle bir bakıyorum havayı içime çekerek. Otelimizde kahvaltı 07.00 – 10.00 arası, Roma geneli düşünüldüğünde otelimizin kahvaltısı gayet iyi. Kruvasan çeşitleri, ekmek, tereyağ, bal, reçel çeşitleri, iki çeşit yumurta, jambon, sosis, salam, çay ve kahve çeşitleri. Akşam verdiğimiz karara göre bugün kahvaltı sonrası ilk ziyaret yerimiz minik kutsal ülke Vatikan.

    Romada Metro kırmızı (A) ve mavi (B) olmak üzere iki hattan oluşuyor. Vatikan’a gitmek için kırmızı hattı kullanıyoruz Batitstini yönünde gideceğimiz istasyon Ottaviano (San Pietro). Metro epeyce kalabalık, kapılar da çok hızlı kapanıyor aman dikkat! Metroya bindiğimizde keman sesi karşılıyor bizi, Umut ayakta gitmeyi tercih ediyor elinde Roma haritası, gözü kemancıda. Termini’den beş durak sonra Ottaviano’ya ulaşıyoruz. Kalabalığı takip ederek ilerliyoruz. Vatikan’a geldiğimizde küçük bir kuyruk ile karşılaşıyoruz. Kapıdaki kontrolden geçtikten sonra içeri girer girmez karşımızda daha önce pek çok fotoğrafta gördüğüm kocaman kubbe. Günlerden Çarşamba  olması dolayısıyla Papa’nın kabul günü ayinine rastlıyor ziyaretimiz. Bu nedenle ancak saat 13.00 den sonra gezebileceğimizi, içerideki ayinlere katılmanın da mümkün olduğunu öğreniyoruz. Haftada bir Çarşamba günü yapılan ayine katılabilmek için, Prefetto della Casa Pontificia, 00120 Citta del Vaticano, adresindeki büroya başvurularak davetiye alınabildiği söyleniyor. Ayine katılabilmenin ön koşulu; kapalı, koyu renk, sade giysileriniz olması. Bu kural sadece ayin için değil Vatikan’ı gezebilmek için de geçerli. Vatikan’da şort ve mini etek giyme yasağı var, şort yasağı erkekler içinde geçerli bu arada. Meydanda kalabalığın içine karışıyoruz, kulağımızda dışarı yayınlanan ayin. Vatikan’ın girişini koruyan renkli geleneksel kıyafetler içindeki İsviçreli genç muhafızlar dikkatimi çekiyor ilk etapta. Üniformalar dikkat edilmeyecek gibi değil, sanki 23 Nisan gösterisi var. Meydanda biraz vakit geçiriyoruz birkaç fotoğraf çekimi daha yaptıktan sonra Vatikan Müzesine doğru devam ediyoruz. Vatikan’ın yüksek surlarının gölgesinde ilerlerken demirlerde üzerlerine isim yazılmış kilitler dikkatimi çekiyor. İtalya’da böyle bir gelenek var sanırım pek çok yerde rastlıyorum bu kilitlere, bir daha ki geziye bende demirlere aşkımı kilitleme kararı alıyorum. Vatikan Müzesine girmeden hemen karşısındaki Cafe Vaticano’da mola veriyoruz güneşe biraz daha doymak istiyoruz üç kahve üç dondurma siparişi veriyoruz. Müzenin karşısında keyif yapmanın bedelini ağır ödüyoruz hesap 51€ geliyor. Gezi defterime büyük harflerle notumu alıyorum CAFE VATİCANO’da herhangi bir şey yenilip içilmemeli!. Hiçbir müzenin önündeki tezgâhtan alışveriş yapılmayacağı gibi yakınındaki cafe’ye de oturulmayacağını öğreniyoruz böylece. Vatikan Müzesine girmek için biraz sıra bekliyoruz ama sıra oldukça hızlı ilerliyor. Umut yine ücretsiz giriyor müzeye bizler  kişi başı 15€ ödüyoruz. Her ayın son Pazar günü ile “Dünya Turizm Günü” 27 Eylül tarihinde ücretsiz gezilebiliyor müze. Vatikan ayrı bir devlet olması nedeniyle bu müzede Roma Pass geçmiyor. Roma Pass’ın tatilimizde büyük bir yeri var, kesinlikle ayrı bir yazıyı hak ediyor. Benim aklımda Sistina Şapeli var, tavanı hakkında o kadar çok şey okudum ve fotoğraflarına o kadar çok baktım ki bir an önce görmek istiyorum. Bu müzeyi anlatacak yetide olmadığımın farkındayım ama Roma’ya gidildiğinde gezilecek yerler listenizde baş sıralarda yer alması için hatırlatmak benim niyetim.

    Güneş pırıl pırıl tepemizde Ankara’nın buz gibi havasından sonra bu havanın tadını çıkarıyoruz. Bahçede biraz vakit geçirmeye karar veriyoruz. Umut etrafta koşturuyor, heryerde uyarı “çimlere basmayın”. Umut’u uyarıyorum sıklıkla ama benim güzel oğlum bana çiçek topluyor inatla “ anneciğim çimlere basmadan kopardım” diye açıklıyor çiçeğimi verirken. Avluda etrafımız heykeller ile çevrili ve ortasında İtalyan heykeltraş Arnaldo Pomodoro tarafından yapılmış olan altın bir küre bulunuyor. Vatikan için özel yapılmış olan bu küre (Sfera Con Sfera) iç içe geçmiş iki küreden oluşuyor, dış küre kendi etrafında dönerken iç küre sabit. Bahçede gözüme takılan diğer heykel dev çam kozalağı, ne anlama geldiğini düşünmekteyim hâlen.  Müzenin içerisindeki duvarları ve tavanları incelemekten uzun süre önüme bakmadan yürüdüğümü söyleyebilirim. Yüzlerce odaya girip çıkıyoruz ama Raphael aklımda yer eden odaların başında geliyor. Michelangelo’nun elinden çıkan Sistina Şapeli’nin restore edilmiş son derece parlak tavanlarını inceliyoruz, restore edilmeden görmek daha mı etkileyici olurdu diye düşünmeden edemiyorum. Tavandan gözlerimi alamıyorum, uygun bir nokta bulup uzun uzun inceliyorum Yaratılış Öyküsünü. Müzede bu ihtişamın içinde kendimi ufacık hissediyorum, ayrılamıyorum duvarların, heykellerin yanından. Burası o kadar etkileyici bir yer ki beş yaşındaki Umut bile uzun süre kendini kaptırıyor müzeye, özellikle heykeller ile çok ilgileniyor. Pinacoteca salonunda Bernini heykellerini de inceleme şansına sahip oluyoruz burada. Müzede flaşsız fotoğraf çekilebildiği gibi bazı salonlarda fotoğraf çekmek ya da video kaydı almak kesinlikle yasak. Polisler tarafından yoğun kontrol var,  müzede görevli polisler özellikle mi seçilmiş bilmiyorum ama kesinlikle çok yakışıklıklar. Gezi planınızı yaparken buraya en az iki saat ayırmalısınız. Müzenin içinde kaç km. yürüdük bilmiyorum ama müzenin çıkış merdivenlerine geldiğimizde bacaklarımız isyandaydı, sonlara doğru Umut nereyi bulsa oturuyordu ya da kucağımda ilerliyorduk. Çıkış merdivenleri dediysem birkaç basamaktan bahsetmiyorum, müzeye yakışır güzellikte spiral merdiven. Burak’ı sonlara doğru USCİTA (Çıkış) diye sayıklarken görüyorum. Müzenin hediyelik eşya satılan bölümlerinde çok güzel kitaplar, kartpostallar, magnetler, kitap ayıraçları ve pek çok obje bulunuyor. Ben Vatikan Müzesi hatırası olarak tabii ki kitap ayıracı, magnet ve kartpostal alarak Vatikan Müzesini sanat tarihi bilen biriyle tekrar uzun uzun gezmeyi hayal ederek çıkıyorum.

    ÖĞRENDİM Kİ:

    Çarşamba günü Vatikan’a gitmemekte fayda var.

    Vatikan Müzesi karşısındaki Cafe Vaticano’ya oturulmamalı.

    Vatikan Müzesi sabah erken saatlerde yavaş yavaş gezilmeli ve gezerken not almalı.

    Müzenin tavan detayları için çantada minik bir dürbün bulundurulmalı.

    ,

    UmutluMutlu

    • Yorum Yapmak İçin Tıklayın
  1. 1
  2. ...
  3. 5
  4. 6
  5. 7
  6. 8
  7. 9
  8. 10
  9. 11
  10. 12
  11. 13
  12. 14
  13. ...
  14. 54
  15. >
©2012 UmutluMutlu