-
Çocukla Roma..
Yıl boyunca yaptığımız tatillerde en çok duyduğum soru “çocukla nasıl gidiyorsun bu kadar rahat? “ oluyor. Çocukla rahat tatilin birinci şartı rahat olmak, akışına bırakmak, çocukla karışmak hayatın içine.. Umut’um ile ilk tatile gittiğimizde henüz iki aylık minicik bir bebekti, o günden bugüne en iyi tatil arkadaşım. Hele bir Çıralı tatili vardır ki bana güç veren Umut’a olan inancımı pekiştiren; kış olmasına rağmen taş ile toprakla geceleri bahçede yanan ateşin gölgesinde yerlerde oynayarak gündüzleri bizimle yılmadan yürüyerek, hayvanların peşinden koşarak tam on gün geçirmişti. Bu tatilin sonunda bir madalya kazanmıştı bizden “En iyi tatil arkadaşı”.. Umut büyürken tatiller de gittikçe güzelleşiyor. Son tatilimiz Roma’da da yine iyi bir tatil arkadaşıydı Umut’um. Roma’da ilk bakışta çocuklara pek bir şey yokmuş gibi görünse de şehirin içine karıştığımızda sürprizler ve güzellikler bizi buluveriyor.
Umut’un gözdesi büyüleyici park alanı Villa Borghese, bu tatil süresince. Burada öncelikle vakit geçirdiğimiz yer Hayvanat Bahçesi (Fondazione Bioparco di Roma, www.bioparco.it) oluyor. Hayvanat bahçesinin en gizemli yeri sürüngen eviydi bizim için. İnce bir yağmurla içeri giriyor olmak ve timsahların epeyce yakınından geçmek çok mutlu etti bizi. Hayvanat Bahçesinin çıkışına yakın kısımdaki piknik alanı, ördekler, etraftaki kuşlar ve mini lunapark buranın diğer eğlenceli yanları.
Villa Borghese ’de çocuklarla yapılacak çok şey var. Buradaki eğlenceli yerlerden bir diğeri de tamamen ahşap oyuncaklardan oluşan park ve bahçenin içindeki müstakil binanın içerisinde faaliyetlere katılabildikleri Casina di Raffaello (www.casinadiraffaello.it). Tatilimize damgasını vuran Borghese ’de bisiklet keyfini unutmak mümkün değil. Bisiklet sürmeyi bilmiyorsanız, benim gibi, iki kişilik ya da dört kişilik olan denge problemi yaşanmayan bisikletlerden kiralayabilirsiniz. Tatilimiz süresince Bisiklete bindiğimiz anlar Umut’u heyecanlandıran, mutlulukla bol bol kahkahalar attığı anlar oldu. Villa Borghese ’de bisikletin yanı sıra paten ya da suni gölde pedalo kiralanabiliyor. Umut için tatilde en güzel aktivitelerden biri de yollarda koşmak oldu. Canı sıkıldığında ya da uykusu geldiğinde “Beni yakalasana!” dememiz yetiyordu, canlanması için. Bazen yürümekten daha kolay oluyordu koşmak.. Çok yorulduğu zamanlarda bilmece oynarken bir yandan kucağımda taşımak diğer bir çözüm oldu bizim için.
Her tatilimizde günü ikiye bölüyoruz günün öğleden sonraki bölümünü genelde Umut’un eğlencesine ayırıyoruz, böylece günün ilk yarısı da hevesle ikinci yarıyı bekliyor. Vatikan Müzesini de elinde harita heyecanla gezerken öğleden sonrayı bekledi. Vatikan sonrası Tiber nehri kıyısındaki Castel Sant’Angelo ’nun hemen yanından devam ederek Umut’a ilk sürpriz atlıkarınca oluyor. Mutluluktan havalara uçuyor tam altı tur atlıkarınca ’ya biniyor. O atlıkarınca ’da keyifle dönerken Ben de kâğıtların kartların satıldığı tezgâhları geziyorum bir yandan. Atlıkarınca keyfi sonrası ailece uzun uzun Tiber nehrini seyrediyoruz, Roma’yı seyretmeye doyamıyoruz. Buraya yine çok yakın olan Gianicolo Tepesine yokuş yukarı yürüyerek çıkmak hayli yorucu olsa da gidilmesi gereken yerlerden. Yeşillikler içindeki Gianicolo tepesinden manzarada muhteşem. Bizim gibi tepeye tırmanmak çok akılcı değil en iyisi otobüs ya da taksi. Gianicolo ’dan aşağı doğru kıvrılarak Orto Botanica ’ya geçiyoruz elbette taksiyle. Bu koca yeşil alan Umut’a da bize de çok iyi geliyor, parkta karşılaştığımız İtalyan bir ailenin Umut’a hediye ettiği oyuncak bir arabada ayrı bir neşe kaynağı oluyor bize. Havanın kararmasıyla beraber buradan beş dakikada Trastevere ’ye geçiyoruz.
Müzelerde ya da arkeolojik alanlarda sorunsuz gezmenin sırrı ise gezinin başından hikâyeler anlatmak gideceğimiz yer hakkında bilgi vermek, mümkünse eline bir harita tutuşturup “Seni takip ediyoruz” diyerek görev vermek. Gideceğimiz yeri ne kadar merak ederse o kadar zevkle gezdiği kesin. Yemek ve kahve molalarında ise kitaplar, boya kalemleri, Roma haritası imdadımıza yetişiyor. Tabii bir de vazgeçemediğimiz bilmeceler. Umut ile yola çıkmak hiçbir zaman korkutmuyor beni, aksine keyfime keyif katıyor her yol planı.
Yemek işini hele hiç düşünmeyin Roma’da makarna ve dondurma ikilisi her derde deva!
















