-
Roma’da İkinci Günümüz..
Roma’da ikinci sabahımız, hava daha da güzel. 08 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bugün, Roma’da resmi tatil. Kahvaltı sonrası Borghese bölgesindeki Modern Sanatlar Müzesi, Villa Borghese, Bioparco (Hayvanat Bahçesi)ziyareti yapmanın sonrasında vakit kalırsa İspanyol Merdivenleri ve Trevi Çeşmesi ile günü sonlandırmak niyetimiz. Borghese için Termini istasyonundan kırmızı hattı kullanarak iki durak sonra Flaminio istasyonunda iniyoruz. İstasyonun hemen karşısındaki ilk noktamız Piazza Del Popolo namı diğer “Halkın Meydanı”. Diğer meydanlardan farkı, kemerli bir kapıdan giriyor olmamız buraya. Romanın yedi dikilitaşından biri olan meydanın tam ortasındaki dikilitaş etrafındaki dört aslan heykeliyle dikkatimi çekiyor, yanlış hatırlamıyorsam Mısır’ın fethi anısına dikilmiş bu anıt. Dikilitaşın çevresinde kiliseler mevcut, dikilitaştan tam karşıya dümdüz yüründüğünde Leonardo Vinci Müzesi bulunuyor. Kiliselerden ziyade benim aklım müzede ama canımın içi Umut’um Hayvanat Bahçesini görmek için sabırsızlanıyor. Roma’da yorucu geçen ilk günümüzde bizi hiç üzmeyen oğlumu daha fazla bekletmemek için Borghese’ye yöneliyoruz. Elimizdeki haritayı biraz incelikten sonra tabelaları takip ederek ilerliyoruz. Yeşilliklerin içinde buluyoruz kendimizi bir süre sonra, yol boyu heykellere rastlıyoruz. Hayvanat Bahçesinden önce Modern Sanatlar Müzesini (Galleria Nazionale D’arte Moderna) gezmek için Umut’u ikna ediyoruz. Bugün 08 Mart olması nedeniyle benden bilet ücreti almıyorlar, Umut yine yaş kontenjanından faydalanıyor. Sadece Burak için 8€ ödüyoruz. Kırık ayna zemin üzerinden yavaş adımlarla giriyoruz içeriye. Modern Sanatlara biraz olsun ilginiz varsa kesinlikle doğru adres; heykeller, resimler ve baskıların yer aldığı modern sanata adanmış bir dünya içerisi. İçerinin büyük bir kısmında fotoğraf çekmek yasak. İçeride gruplar halinde öğrencileri görüyoruz; bir yandan öğretmenlerini dinlerken bir yandan da karakalem çalışıyorlar. Öğrencileri izlemek çok güzel geliyor bana. Öğrencilerin yanı sıra içeride çalışan birkaç tane genç sanatçıya da rastlıyoruz. Gönlüme göre olmasa da gezebildiğim kadar geziyorum müzenin odalarını. Galeriden çıktığımızda sola doğru dönerek kısa bir yokuş çıkıyoruz ve işte Bioparco. Umut tekrar enerji doluyor. Hayvanat Bahçesi girişinde Umut için 11€ bizim için ise kişibaşı 13€ ödüyoruz. Hayvanat Bahçesi haritasını Umut eline alarak bize rehberlik ediyor. Harita okumada gerçekten başarılı oluyor Umut’um.Hayvanların resimlerini takip ederek hiç birini atlamadan ağır ağır geziyoruz Umut’un gönlüne göre. Çıkışımız tahmin ettiğimiz üzere oyuncak dükkanı içinden oluyor ve hayvanlar alemi koleksiyonu için bir iki hayvan satın alarak Umut’un elleri dolu çıkıyoruz. Güneş harika ve biz çok yorgunuz. Bu nedenle hemen çıkışta bulunan cafe’de bir şeyler atıştırarak dinlenmeyi tercih ediyoruz. Cafe’nin fiyatları son derece uygun olduğu kadar sandviçlerin lezzeti de gayet iyi ya da biz çok acıktığımız için bize öyle geliyor. Roma’da farklı noktalarda da daha önce rastladığımız bisiklet kiralama noktalarından bir tanesi ile hemen Hayvanat Bahçesi çıkışında karşılaşıyoruz. Üçümüzün de sığabileceği iki pedallı olanlardan bir saat için kiralamaya karar veriyoruz. Bisiklet sürmeyi bilmeyen benim için harika bir deneyim oluyor. İlk etapta sürmekte biraz zorlanıyoruz ama Burak sağ olsun kendini feda ediyor bizim için daha çok da Umut için… Borghese’nin nasıl doyumsuz bir güzellikte olduğunu bu bisiklet gezisi ile anlıyoruz. Bizim için genel bir keşif oluyor, yorgun bacaklarımızın farkına bile varmıyoruz aldığımız keyiften. Bisiklet ile önünden geçerken Villa Borghese’nin önünde iniyorum, Umut ve Burak devam ediyor gezmeye. Kadınlar günü olması nedeniyle ücretsiz girebiliyorum buraya da. Roma’da 08 Mart Dünya Kadınlar gününde devlet müzelerinin (www.beniculturali.it) tamamı ücretsiz, ekonomik bir Roma gezi için bugün olabildiğince fazla müze gezilebilir. Villa Borghese (www.galleriaborghese.it) için rezervasyon gerekiyor diye okumuştum gelmeden ama her zamanki gibi şanslıyım gayet kolay giriyorum içeriye. Büyük beyaz binadan içeri girdiğimde sanat şöleni ile karşılaşıyorum, sadece kitaplarda görebileceğim pek çok sanat eserini görmek heyecanlandırıyor beni, Bernini’ye ait olan Apollon ve Daphne’nin defne ağacına dönüştüğü anı betimleyen heykeli gibi. Bernini, Raffaello, Correggio, Canova, Tiziano gibi sanatçıların eserlerinin yanı sıra binanın kendisi de çok güzel. İçeride fotoğraf çekmek kesinlikle yasak bu nedenle sadece hafızama kayıt yapabiliyorum. Buradaki hediyelik eşya dükkânı küçük olmasına rağmen diğer müzelerdeki gibi gayet güzel. Bu müzede pazartesi günü kapalı diğer günler 09.00 ile 19.00 saatleri arasında açık. Para harcamak istemediğim için Oğulcan’a küçük bir Bernini kitabı ve kendime kitap ayıracı alarak ayrılıyorum buradan. Akşam yaklaşırken park daha da güzelleşiyor, yavaş yavaş aşağı doğru yürüyerek Roma’da en çok kullandığımız ulaşım aracı olan taksiye biniyoruz. Umut’un hemen uyuya kaldığı taksiden Romanın ünlü meydanlarından biri olan İspanyol Meydanında (Piazza di Spagna) inerek gezimize devam ediyoruz. Meydanın adını yakınındaki İspanya Konsolosluğundan aldığını öğreniyoruz burada. Akşam saati olması nedeniyle burası son derece kalabalık, merdivenlerde bir şeyler içerek sohbet eden bir kalabalık. Hatta bu kalabalık içinde mini bir defile yapılıyor güzel kızlar salınıyor merdivenlerin basamaklarında. Umut Barcaccia Çeşmesinin önünde bir yer bulup usulca oturuveriyor, yorgunluğu her halinden belli. İspanyol Merdivenlerine (Scalinata della Trinità dei Monti) çıkmaya hiç yeltenmeden karşıdan kalabalığı seyrediyoruz Burak ile ayaküstü sohbet ederek. 138 basamaktan oluşan İspanyol merdivenleri yapıldığı dönemde Avrupa’nın en uzun merdiveni olduğu söyleniyor. Bu merdivenlerin tam karşısında ünlü mağazaların olduğu Via Condotti bulunuyor ama bizim için pek ilgi çekici değil bu nedenle caddede gezmiyoruz, Umut’un yanında oturuyoruz biz de biraz daha dinlendikten sonra Trevi Çeşmesine doğru hareket ediyoruz. Türkiye’de “Aşk Çeşmesi” diye bilinen bu çeşme Fellini’nin “La Dolce Vita” filmi ile hafızalarda yer etmiş. Burası da en az İspanyol Merdivenleri kadar kalabalık. Herkes bir telaş içinde kimi dilekler dileyip para atıyor, kimi fotoğraf çekiyor kimi sevgilisi ile bu kalabalıkta romantik bir an yakalamanın peşinde. Burada da kalabalığa karışıp bu görkemli çeşmeyi biraz inceledikten ve fotoğraf çektikten sonra arkadaşlarımızla buluşarak akşam yemeğine hareket ediyoruz. Akşam yemeği için yine ara sokaklarda Kerim’in elinde harita biz peşinde nereye gittiğimizi bile sormadan yürüyoruz. Akşam yemeğini Kerim’in arzuladığı yerde yiyemiyoruz. Bizden başka müşterisi olmayan, son derece ilgili çalışanların olduğu ve lezzetli yemekler yediğimiz “Ristorente Boccondivino” isimli yerde bitiriyoruz gecemizi. Hizmet öyle ki Umut oyuncak arabası için tornavida istediğinde biz Umut’a gülerken Umut tornavidaya kavuşuyor. Sevgili Uygar eksik olmasın Umut’u mutlu etmeye aralıksız devam ediyor. Tatilin sonunda Umut’un gözdesi oluveriyor zaten.
Bu gecenin iki muhteşem yanı biri Via Del Pantheon’da rastladığım “İl Papiro” (www.ilpapirofirenze.it) isimli dükkân ve yüzlerce dondurma çeşidi olan Giolitti (www.giolitti.it). Roma’da dondurmaya doyuyorum. Her gün başka bir lezzetin tadına varıyorum bu geceki keşifim “Mırtıllı”..
Umut’un Roma’da en mutlu günüydü bugün; gezdiği yerler, aldığı hediyeler ve gecenin sonundaki kocaman dondurması. Otelimize yine taksi ile dönüyoruz. (saat 22.oo dan sonra 4.80€ ile açılıyor taksimetre) Umut derin uykuda kucağımda giriyor otele, yarın Colosseo’ya gidiyoruz..
















