UmutluMutlu

  • Ana Sayfa
  • Gezi Notlarım
  • Ankara
  • Fotoğraf Albümü
  • Hakkımda
  •  
  •  
  •  

Etiketler

100.yıl Pazarı Ankara Antalya Asos Avustralya Balgat Bellapais Bolu Borghese Bozcaada Bursa cumalıkızık Dor At Çiftliği Girne inegöl Kocaeli Kolezyum Kuzey Kıbrıs Kındıra Köyü Londra Maşukiye Müze Otel Roma Roma Pass Card San Givonanni Sapanca Sydney Tatil Hazırlığı Vatikan Vize Çamlıbağ Çocukla Tatil İngiltere İtalya

Arşiv


Linkler

  • Atlas
  • Booking.com
  • Dünyanın Renkleri
  • Gezinim.com
  • Geziyorum.net
  • HotelGuide
  • Ispanak
  • Küçük Oteller Sitesi
  • Lonely Planet
  • Pegasus Airlines
  • Sırtçantam
  • Trek Turizm
  • Yol Gidenindir
  • 12
    Eylül
    2011
    • Bozcaada
    Bozcaada
    Bozcaada
    Bozcaada
    Bozcaada
    Bozcaada
    Bozcaada
    Bozcaada
    Bozcaada
    Bozcaada

    Bozcaada…

    Geyikliden arabalı feribota bindikten yaklaşık otuz dakika sonra Bozcaada’dayız… Kalbim çarpıyor gözlerim hiçbir şeyi kaçırmak istemiyor etrafa merakla bakıyorum… Bozcaada Kalesi selamlıyor bizi tüm güzelliğiyle. Feribottan inerken benzin ışığımız yanıyor ve adada benzinlik vardır değil mi? diye bakıyoruz birbirimize . Esit Petrol adada ilk öğrendiğimiz yer oluyor dolayısıyla…daha sonra tatilimize damgasını vuruyor, günde en az iki kere uğruyoruz.. benzin dışında pek çok ihtiyacımızı buradan karşılıyoruz, sohbette dahil… Yanında Tayyare Pizza..

    Burada yine küçük oteller kitabından seçmiş olduğumuz  Aral Çiftliğinde (www.araltatilciftligi.com)  konaklıyoruz.. Umutlu tatillerde her zaman olduğu gibi doğa ile iç içe olabileceğimiz hayvanların olduğu yerler arasından seçiyoruz otelimizi… Otelimize giderken şöyle bir göz ucuyla adanın cıvıl cıvıl merkezini görüyoruz ardından bağların , çam ağaçlarının arasından geçerek doğanın kokusuna, güzelliğine teslim ediyoruz kendimizi.. Kargalar dikkatimizi çekiyor, gökyüzünde adeta dans ediyorlar.. Buika’nın sesi eşlik ediyor bize.. Aral Çiftliğinde eski taş odaların isimleri eski kullanım alanlarına göre belirlenmiş ( saman damı, kümes, kahya damı, keçi damı …) Taş evlerin yanı sıra adaya uyumlu yeni odalarda mevcut yeni odaların isimleri bozcaadanın koyları ( sulubahçe, habbele, ayazma, tuzburnu…) Bizim odamızın adı “sulubahçe”, önünde verandası olan küçük bir oda.. Valizleri hemen odaya atıyoruz ve Esit Petrolden aldığımız ilk bilgiler doğrultusunda Habbele koyuna hareket ediyoruz… Denizi görünce ilk tepkimiz ağızımızdan dökülüveriyor “harika burası!”  mutlulukla koşuyoruz kumsala; sakin, huzurlu bir plaj, sıcacık kumlar, biraz soğuk muhteşem bir deniz pırıl pırıl davet ediyor..Umut hiç tereddüt etmiyor 1,3,5 diyor ve denize bırakıyor kendisini… Havlumuzu seriyoruz yumuşacık kumların üzerine, gürültü yok, zorlama eğlence yok, denizin sesi sadece… Harika..harika .. diyoruz sürekli birbirimize.. Akşam saat 20.00 da zorlukla Umut’u ayırıyoruz denizden..Habbele koyundan ayrılıyoruz ve Ayazmaya doğru devam ediyoruz buradan gün batımının sonuna yetişiyoruz büyüleyici bir  kızıllıkta Vahit’in Yerinde yemek siparişlerimizi veriyoruz; asma yaprağında sardalya ve deniz ürünlerinden karma bir sipariş . Umut koca bir tabak kalamarı tek başına bitiriyor.. Yemekten sonra küçük bir ada turu ve uyku…

    Odamız ve çevresine ancak ertesi gün sabah saatlerinde bakabiliyoruz.. Odamız üzüm bağına ve bostana bakıyor, sabah uyanır uyanmaz Umut ile domates, biber topluyoruz. Umut’un o minik avuç içlerinde tuttuğu domateslerin kokusunu içimize çekiyoruz mis gibi kokuyor. Domateslerin yanından doğru keçi ve kuzuların yanına gidiyoruz Umut uzun uzun konuşuyor onlarla, keçilerin yanından ayrılıp tavuk, hindi, tavus kuşu ve kazların yanına gidiyoruz burada bir sepet dolusu yumurta Umut’un ilgisini çekiyor… Umut tavukları kovalarken karşısına ansızın çıkan yavru kedilerle mest oluyor, gözleri parlıyor. Toprak, bağ, bahçe ve hayvanlar var kaldığımız otelde ve Umut mutlu olduğu zamanlarda yaptığı gibi sıkıca sarılıyor ve “Seni seviyorum anneciğim, ben burayı çok sevdim “ diyor… Umut’un tüm kriterlerini karşılıyor Aral Çiftliği, benim ana kriterim olan kahvaltıda güzelse mutluluğumuz artacak diyorum sevdiğime… İş arkadaşlarıma sıklıkla söylediğim Cemal Süreya’nın sözü “ Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı..”  geliyor aklıma… Kahvaltı gün içinde en değerli zaman benim için evde ya da tatilde hiç farketmez. Kahvaltımızı yeşillikler içinde yapıyoruz, sevimli ahşap masalarda.. Kahvaltı olabildiğince özenle hazırlanmış, uzun ahşap masanın üzerinde beyaz bir masa örtüsü.. masanın etrafında birbirinden cici el yapımı objeler… masanın üzerine şöyle bir göz atıyorum ve peynirler, bahçeden toplanmış mis gibi domatesler, biberler, ceviz, kuru kayısı, kuru  incir, taze üzümler, reçeller, kekler, ekmekler… dayanamıyorum, tutamıyorum kendimi bırakıyorum kahvaltının akışına… her şey çok güzel ama kahvaltının gözbebeği bademli domates reçeli, tadına doyamıyorum ve yine başlıyorum kendi kendime mırıldanmaya; harika, harika…. Aral Çiftliğinde kahvaltının başlama saati sabah 08.00 yalnız bitiş saati diye bir kavram yok… Konukların gönlüne göre uzuyor kahvaltılar, sohbetler, isterseniz türk kahvesi keyfi ekleyebilirsiniz ucuna… Biz de kahvelerimizi içip yola düşüyoruz doğru adanın merkezine, erken kalkan yol alır…

    Ada merkezinde otopark problemi adanın merkezinde Cumhuriyet Meydanında bulunan “İstiklal İlköğretim Okulu” bahçesi kullanılarak çözülmüş görünüyor. Okul tek katlı taş bina çok sevimli geliyor gözüme… Okulun bahçesi epeyce arabayı alıyor ve buradan her yere yürüyerek ulaşmak mümkün, okul kalenin çok yakınında bu nedenle adaya adım attığımızda bizi selamlayan kaleyi ziyaret ediyoruz öncelikle.. Umut’la rahat gezebilmek adına hikayeler uyduruyoruz ve Umut da kendisini kaptırıyor bir süre sonra O bize anlatıyor artık “ Burası Okçuların yeri olmalı… burada Kral.. burada da esirler..” Çocukların hayal gücü ne güzel.. Bozcaadanın büyüklüğünü düşündüğümüzde kale epeyce büyük geliyor bize.. Kaleyi 10.00 – 20.00 saatleri arasında rahatlıkla gezebilirsiniz..

    Kale bahçesinde eski mezar taşı ve tarihi eserler sergileniyor.. Odalara girip çıkıyoruz, İç kale bölümünde amforaların sergilendiği bir oda bulunuyor ayrıca.. Kaleyi incelememizin ardından tepeden uzun uzun adayı seyrediyoruz. Kale çıkışında üzümlerimizi alıp, üzümlerimizi yiyerek adanın sokaklarında yavaş yavaş geziyoruz.. Adanın ara sokaklarında ilerledikçe daha çok seviyoruz.. Dar sokaklarında yürüdükçe gördüğümüz sanat galerileri ve ada kitapçısı beni çok mutlu ediyor.. Sevdiğime kocaman bir öpücük veriyorum; iyi ki geldik buraya!

    UmutluMutlu

    • Yorum Yapmak İçin Tıklayın
  1. 1
  2. 2
  3. 3
  4. >
©2012 UmutluMutlu