UmutluMutlu

  • Ana Sayfa
  • Gezi Notlarım
  • Ankara
  • Fotoğraf Albümü
  • Hakkımda
  •  
  •  
  •  

Etiketler

100.yıl Pazarı Ankara Antalya Asos Avustralya Balgat Bellapais Bolu Borghese Bozcaada Bursa cumalıkızık Dor At Çiftliği Girne inegöl Kocaeli Kolezyum Kuzey Kıbrıs Kındıra Köyü Londra Maşukiye Müze Otel Roma Roma Pass Card San Givonanni Sapanca Sydney Tatil Hazırlığı Vatikan Vize Çamlıbağ Çocukla Tatil İngiltere İtalya

Arşiv


Linkler

  • Atlas
  • Booking.com
  • Dünyanın Renkleri
  • Gezinim.com
  • Geziyorum.net
  • HotelGuide
  • Ispanak
  • Küçük Oteller Sitesi
  • Lonely Planet
  • Pegasus Airlines
  • Sırtçantam
  • Trek Turizm
  • Yol Gidenindir
  • 16
    Eylül
    2011
    • Bursa
    • cumalıkızık
    cumalıkızık (5)
    cumalıkızık (13)
    cumalıkızık (16)
    cumalıkızık (17)
    cumalıkızık (23)
    cumalıkızık (22)
    cumalıkızık (30)
    cumalıkızık (25)
    cumalıkızık (26)
    cumalıkızık (29)
    cumalıkızık (31)
    cumalıkızık (40)
    cumalıkızık (42)
    cumalıkızık (59)
    cumalıkızık (78)
    cumalıkızık (80)
    İleri ›
    ‹ Geri

    Cumalıkızık..

    Osmanlı ev dokusunu bugüne kadar korumaya çaba sarf etmiş, 700 yıllık geçmişi olan bir Osmanlı Vakıf köyüdür… Bölgedeki  yedi kızık (Fidyekızık, Hamamlıkızık, Dallıkızık, Derekızık, Değirmenlikızık, Bayındırlıkızık)  köyünden biri olan Cumalıkızık, Osmanlıların Bursa’da ilk yerleştikleri bölgelerden.. Orhan Gazi döneminde diğer kızık köylerindeki köylülerin Cuma namazı kılmak için geldikleri köy olduğu için adının “Cumalıkızık” olduğu söyleniyor.

    Taş döşeli dar yollar karşılıyor köye girdiğimizde.Köyde yaşayanlarla selamlaşarak, dar sokaklardan yukarı doğru ağır ağır yürürken iki yanımızdaki evleri inceliyoruz. Sokağın başında durup seyrediyorum evleri, dar sokakları… Birbirinden güç alıyor sanki evler, yan yana dizilmişler kimi ahşap kimi taş, hepsinin kocaman kapıları var.. Kapı kolları çok hoşuma gidiyor, çalıyoruz bir tanesinin kapısını kuvvetlice ve sıcacık bir selamla karşılıyorlar bizi… Bu köyde evler koruma altına alınmış ama sanki köyde yaşayanlarda öyle.. Çocukluğumda gittiğimiz kaymaklı köyünde halam geliyor aklıma, sohbet ediyoruz evin sahibi olan güler yüzlü yaşlı bir teyze ile.. çalışan ellerini gösteriyor, böğürtlen toplamış  avuç içi boyanmış.. dokunuyorum ellerine, çalışan el kirli olmaz diyorum teyzeye, daha önce sevdiğim bir arkadaşım söylemişti bu sözü, çok sevmiştim. Böğürtlenin tam zamanında gelmişiz ne mutlu bize! Burak ile yemeye doyamıyoruz, çok lezzetli böğürtlenler.. Sohbet ederken teyze, bal alın gitmeden Oğlana şifa olur, diyor Umut’un saçlarını okşayarak..  Teyzenin tavsiyesi ile birkaç ev yukarıdaki başka bir evin kapısını çalıp kestane balı alıyoruz büyük bir kavanoz… Sabah erken saatlerde geldiğimiz için henüz köylülerin tezgahları hazırlık aşamasında, dönüşte inceleyeceğiz her birini..

    Yol kısa ama yürümek uzun sürüyor, evleri inceliyoruz, sohbet ediyoruz arada.Küçük bir bakkal çıkıyor karşımıza, mola veriyoruz oturuveriyoruz bir evin avlusunun önündeki merdivenlere Umut dondurmanın keyfine varıyor dinlenirken.. Dönüş yolunda tezgahlardan alacaklarını sıralıyor bir yandan. Sokakları gezmeye devam ediyoruz kaldığımız yerden hedefimiz “Mavi Boncuk”.. Yol boyu fotoğraflar çekiyorum, keşke Öykü olsaydı diyorum çok severdi burayı.

    “Mavi Boncuk” kapısından içeri girince vuruyor kalbimden, harika bir çocuk parkı karşılıyor bizi.. Çocuk parkında tüm oyuncaklar ahşap, Umut vakit kaybetmeden çocukların arasına dahil oluyor.. Biz şöyle bir geziyoruz ne güzel bir yer burası, aman nazar değmesin! Semaverde çayımız geliyor, çayımız demini alana kadar, buraya gelmeden aldığımız böğürtlenleri yemeye devam ediyoruz.Gözlemelerimiz de gelince keyfimiz katlanıyor; etrafımızda kediler, harika bir hava ve uzun bir sohbet…

    Uzun bir yemek molasından sonra müzeyi ararken ortada harika bir kahveye rastlıyoruz, orta mahalleyi de gezdikten sonra Umut kucağımızda aşağı doğru yavaş yavaş yürüyoruz ve tezgahlar kurulmuş bizi bekliyor. Umut tezgahları görünce canlanıyor, her gezimizde olduğu gibi yine her tezgahtan bir şey alacak şekilde yapıyoruz alışverişimizi.. Tezgahlarda ağırlıklı kadınlar satış yapıyor; hediyelik eşyaların yanı sıra ev yapımı reçeller, taze toplanmış böğürtlen, ıhlamur, ekşi mayalı ekmek, peynir, bal, şeftali, iğne oyaları, patikler, lifler, yemeniler…

    Cumalıkızık köyünde tüm bir günümüzü geçirip aldığımız ekmeği yiyerek ayrılıyoruz.. ayrılırken kesin kararlıyız tekrar geleceğiz bu sefer konaklayamadık ama bir daha ki sefere kesinlikle konaklayacağız..

    UmutluMutlu

    • Yorum Yapmak İçin Tıklayın
©2012 UmutluMutlu