-
Dor At Çiftliği
Pazar sabahı güzel bir kahvaltı sonrası Sapanca Dor At Çifliğine doğru harekete geçiyoruz. Umut’un doğa ile iç içe olabileceği aynı zamanda bizimde rahat edebileceğimiz yakın yerlerden biri Sapanca. Sapanca’da yol boyu üzerlerinde yapraktan çok turuncu meyveleri olan cennet elması diğer deyişle Trabzon hurması ağaçlarını görüyoruz. Cennet elması zamanı gelmiş, bu meyveyi alırken sert olmamasına dikkat etmek gerekiyor, meyvenin iyice olgunlaşmış kaşıkla yenecek kıvamda olması şart aksi durumda güzel tadı yerine ağzınızın içini uyuşturan bir tatla karşılaşıyorsunuz. Bu ağaçları görünce Burak’ın çocukluk anıları canlanıyor, anneannesinin arka bahçesindeki cennet elması ağacı düşüyor aklına..
Evimizden çıktıktan ortalama üç saat sonra Yanıkköy’de yol üzerindeki Dor At Çiftliğine (www.doratciftligi.com) ulaşıyoruz. Umut, arabadan iner inmez köpekler nerede? diye karşılaştığı herkese soruyor. Köpek olmadığını öğrendiğinde epeyce üzülüyor.. Neyse ki az sonra atları ve etrafta gezinen tavukları görüyor. Tesis geniş bir alana kurulmuş çocuklar için ideal, güvenli rahat bir bahçe; çimlerin üzerinde kaydırak, salıncak ve tahterevalliden oluşan bir oyun alanı da var. Umut yemek öncesi oyun alanında epeyce oynuyor, biraz da tavukları kovaladıktan sonra ata binmeyi tercih ediyor. Parkurda üç tur, on Türk Lirası. Umut, yemek sonrası tekrar ata bineceği konusunda sözü aldıktan sonra içeri giriyoruz. Hava biraz soğuk bu nedenle içerisi çok hoşumuza gidiyor sıcacık. Tesisin açık alanı dışında böyle soğuk günler için sobalı büyük salon ile şömineli küçük salon hazırlanmış. Bizim tercihimiz şömineli salondan yana oluyor. Umut şömine ve soba arasında koşturuyor sürekli, her ikisini de çok sevdi. Epeyce sipariş veriyoruz; iki kişilik karışık ızgara, lahmacun, patates kızartması, zeytinyağlı dolma, yaprak sarma, semizotu salatası, köpoğlu, kereviz salatası, acılı ezme ve küçük semaver çay karşılığında toplam yüz kırk Türk Lirası hesap ödüyoruz. Yemeklerin lezzeti oldukça vasat, fiyatlar yüksek fakat hizmet temiz ve hızlı. Burada öğle yemeği yerine kahvaltı etmenin daha iyi bir fikir olduğu konusunda uzlaşıyoruz Burak’la. Yemek sonrası şömine karşısında Umut resim yapıyor biz de gazetelerimizi okuyoruz derken Umut verdiğimiz sözü hatırlatıyor. Bahçeye tekrar dönüyoruz ve Umut ata biniyor, Seyisle uzun uzun sohbet ederek bir yandan Atlı Spor Klubündeki atları anlatıyor. Kendisinin atı olduğunda koyabileceği onlarca isim sıralıyor.
“Atımın adını ev koyacağım, çünkü insan en çok evini sever” diye kararını açıklıyor sonunda….















