-
Pipo, Avcı Şapkası, Büyüteç..
Dedektif kahramanlar içinde en ünlüsü, Sir Arthur Conan Doyle tarafından yaratılan Sherlock Holmes’un evine gitmek üzere yola çıkıyoruz. Aslında gerçek bir kişi olmayan bu sevgili dedektifin kitaplarda evi olarak gösterilen Baker Street 221B numaralı müze evi gezebilmenin sabırsızlığı içindeyim. Liverpool Street istasyonundan sarı hat olan Circle hattını kullanarak yedinci durakta Baker Street’te iniyoruz. Metro istasyonu merdivenlerinin sonuna geldiğimizde Sherlock Holmes heykeli ile karşılaşıyoruz. Heykelden sağa devam ederek caddenin ilk köşesinden Baker Street’e dönüyoruz, gözümüz binalarda 221B numaralı evi arıyoruz. Caddeye döndükten hemen sonra karşı yolda Beatles mağazası dikkatimi çekiyor, mağazaya doğru ilerlerken bir anda müze ( www.sherlockholmesmuseum.com) ile yan yana olduklarını fark ediyorum bir taşla iki kuş bu olsa gerek. Dört katlı müze evin girişinde bizi Victoria dönemi üniformalı son derece kibar bir polis karşılıyor, bilet almamız için girişte bulunan müze hediyelik eşya dükkânına yönlendiriyor. Londra’daki tüm müze mağazaları gibi burası da çok güzel ve pahalı. Müzeyi gezmeyi bekleyemeden öncelikle alışveriş yapıyorum buradan doğal olarak. Müze girişi son derece uygun kişi başı bilet için 6£ ödüyoruz. Mağazanın içinden sağdan bir kapı var buradan ahşap ve dar merdivenlerden yavaş yavaş çıkıyoruz yukarıya. Yukarı çıktığımızda şömine ile uğraşmakta olan dönemin hizmetçi kıyafetleri içinde çok sevimli bir bayan görevli ile karşılaşıyoruz. Bu karşılaşma daha bir sıcaklaştırıyor ortamı. Evin loş ışığı, kitaplar, mobilyalar, şömine son derece etkileyici. Bu müzenin olmazsa olmazı fotoğraf makinesi, doyasıya fotoğraf çekiyorum. Buraya kadar gelmişken Sherlock Holmes ve sevgili dostu, sırdaşı Dr. Watson’ın şöminenin karşısında karşılıklı oturduğu koltuklarda oturup müze hatırası fotoğraf çektiriyoruz. Şöminenin karşısındakisehpanın üzerine bırakılmışolan Sherlock Holmes şapka ve piposu ile fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Sherlock Holmes’ün bohem hayatına dahil oluyoruz bu evde. Kitaplardaki gibi dekore edilmiş klasik bir İngiliz evi. Yukarı kattaki salonda hikâyelerdeki kahramanların heykellerini görüyoruz. Bu katta epey uzun kalıyoruz ve çok eğleniyoruz, yeniden yazıp oynadığımız hikâyelerin içinde birbirimizin fotoğraflarını çekiyoruz. Bir süre sonra Sherlock Holmes gerçek mi acaba? diye düşünmeye başlıyorum. Döneminde Sherlock Holmes karakterini gerçek sanarak mektup yazan insanlar olduğu söyleniyor, onların arasına katılmak üzereyim. Hayal kahramanı için fazla gerçek bu ev. Tavan arasına çıkarken mavi çiçekli minik tuvalet unutulmadığı gibi tavan arasındaki valizler bile unutulmamış. Kitaplarındaki her detaya müzede yer verilmiş, salonda camın önündeki masada bir de defter açılmış, ziyaret günümüzü (14 Ocak 2012), adımızı ve ülkemizi yazıyorum. Bu günlerde pek Türkiye’den gelen yok sanırım, şöyle bir karıştırdığım defterde Türkiye yazan ziyaretçiye rastlayamıyorum. Eğlenceli vakit geçirmek için ideal olan bu müzeyi her gün 09.30 – 18.00 saatlerinde gezmek mümkün.
Bu yazının üstüne yapılacak en iyi şey “ Sherlock Holmes” filminin CD’sini alıp evde keyif yapmak sevdiklerinle, biz öyle yapıyoruz şu an..
“Sana sessiz kalma yeteneği bahşedilmiş Watson. Bu seni çok değerli bir dosta dönüştürüyor”
















