UmutluMutlu

  • Ana Sayfa
  • Gezi Notlarım
  • Ankara
  • Fotoğraf Albümü
  • Hakkımda
  •  
  •  
  •  

Etiketler

100.yıl Pazarı Ankara Antalya Asos Avustralya Balgat Bellapais Bolu Borghese Bozcaada Bursa cumalıkızık Dor At Çiftliği Girne inegöl Kocaeli Kolezyum Kuzey Kıbrıs Kındıra Köyü Londra Maşukiye Müze Otel Roma Roma Pass Card San Givonanni Sapanca Sydney Tatil Hazırlığı Vatikan Vize Çamlıbağ Çocukla Tatil İngiltere İtalya

Arşiv


Linkler

  • Atlas
  • Booking.com
  • Dünyanın Renkleri
  • Gezinim.com
  • Geziyorum.net
  • HotelGuide
  • Ispanak
  • Küçük Oteller Sitesi
  • Lonely Planet
  • Pegasus Airlines
  • Sırtçantam
  • Trek Turizm
  • Yol Gidenindir
  • 10
    Ekim
    2011
    • Kocaeli
    • Maşukiye
    Maşukiye (7)
    Maşukiye (8)
    Maşukiye (9)
    Maşukiye (10)
    Maşukiye (11)
    Maşukiye (12)
    Maşukiye (17)
    Maşukiye (13)
    Maşukiye (15)
    Maşukiye (16)
    Maşukiye (18)
    Maşukiye (14)
    Maşukiye (20)
    Maşukiye (21)
    Maşukiye (22)
    Maşukiye (24)
    İleri ›
    ‹ Geri

    Sonbahar bitmeden..

    İşler çok yoğun, Şehirden kısada olsa uzaklaşarak biraz güç toplamak istedim. Bunun üzerine hızlı bir şekilde hazırlanarak Maşukiye’ye gitmek üzere cumartesi akşamüstü yola çıkmayı başarıyoruz. Ankara’dan İstanbul otobanına girerek Sapanca çıkışına kadar otobandan devam ediyoruz. Burada gözümüz levhalarda Sapanca çıkışını kaçırmak istemiyoruz, Sapanca çıkışından sonra Kartepe yönüne döndükten yaklaşık altı km. sonra ağaçlık yollardan Sapanca’yı, Kırkpınarı, Kurtköy’ü ve Yanıkköyü geçerek saat 20.00 civarında Maşukiye’ye ulaşıyoruz. Havanın epeyce karanlık olması sebebiyle bu sefer gözümüzü yolun kenarındaki “Butik Otel Maşukiye” levhalarından ayırmıyoruz. 2002 yılından bu yana hizmet veren on odalı butik otelin genel görünümü otelden çok bir dostunuzun evi gibi, otelde sadece kahvaltı hizmeti veriliyor öğlen ya da akşam yemeği hizmeti yok ama istersek çevre lokantalardan otele siparişlerimizi getirebildiklerini öğreniyoruz. Karanlık bir saatte giriş yapmamız nedeniyle otelin bahçe detaylarının çok farkına varamadan 4 numaralı, bahçe hizasındaki suit odamıza eşyalarımızı bırakıp yemek için hemen çıkıyoruz, çünkü karnımız çok aç. Otelimizin (www.hotelmasukiye.com) güzel yanlarından biri lobideki masada Maşukiyede bulunan her yerin kartviziti, tanıtıcı broşürleri ve titizlikle hazırlanmış bir Maşukiye krokisi mevcut. Akşam yemeğimizi Boğaziçi Restoranda (www.bogazicibutikotel.com) yemeye karar vererek tesisi zorlanmadan buluyoruz. Arabamızdan iner inmez Gökhan Bey kapıda sıcacık bir karşılama yapıyor bize. Umut’un arka arkaya gelen sorularını içtenlikle cevaplayarak bahçe içinde tahta bir masaya yerleşmemize yardımcı oluyor. Hava epeyce serin ama dışarıda olmak, havayı doyasıya içimize çekmek istiyoruz, birbirimizi üşümediğimize dair ikna ediyoruz. Tesis alabildiğine yeşillik, uzun bir yürüyüş yolu olan arka taraf karanlıkta son derece ürkütücü.  Tesisin tamamı kırk üç dönüm üzerine kurulmuş, aynı zamanda konaklama hizmeti de veriyor. Yemeğimizi bir yandan kulağımıza gelen su sesi eşliğinde yedikten sonra Gökhan Bey’in nazik davetini geri çevirmeyerek şöminenin ısıttığı salonda sohbet eşliğinde Türk kahvelerimizi içiyoruz. Gece geç saat Boğaziçi restorandan ayrılarak otelimize dönüyoruz. Temiz bembeyaz çarşaflar serili yatağımızda derin bir uykuya dalıyoruz ..
    Yağmurlu bir hava ile başlıyoruz yeni güne.. Odamızın kapısından çıkınca akşam çok fazla farkına varamadığımız, güzel yeşillikler içinde bir bahçe karşılıyor bizi. Bahçede üç tane kedi, yağmurdan saklanıyorlar her biri ayrı yerde. Otelimizde kahvaltı 09.30 – 11.30 saatleri arasında yukarıda minik bir salonda veriliyor, otelin genel havası abartısız her şey ihtiyaç duyacağınız kadar. Temiz bir masa örtüsü üzerine açık büfe kahvaltı hazırlanmış ; dört çeşit peynir, zeytin, domates, salatalık, közlenmiş biber, tereyağ, bal, üç çeşit ev yapımı reçel, minik peynirli poğaça, revani, taze ekmek ve demleme çay.. İsterseniz yumurta haşlıyor ya da omlet yapabiliyorlar. Kahvaltımızı keyifle yaptıktan sonra salonda Maşukiye krokisi üzerinden günün kalan zamanını nasıl geçireceğimizi planlıyoruz, istikamet Şelale. Maşukiye’de gidilebilecek yer epeyce fazla, konaklamak ya da yemek burada sorun değil. Genel olarak her yer yeşillikler içinde ve sürekli bir su sesi geliyor kulağınıza.
    Benim gibi sonbaharı seven birisi için sonbaharın doyasıya yaşanacağı bir yer burası. Vadiye kadar arabayla gidilebiliyor ama şelale için yürünmesi gereken bir ara yol daha olduğunu öğreniyoruz vadinin girişinde. Yolun başında hemen üç dört tane hediyelik eşya satan dükkân var, alışverişi dönüşe bırakarak yukarı doğru yol alıyoruz. Bu arada yağmur kesintisiz devam ediyor bu nedenle şelaleye kadar yürümekten vazgeçerek vadinin sonundaki tesisin civarında dolaşıyoruz her yer gibi burada da alabalık havuzları var. Umut havuzların arasında koşturuyor her boy alabalığı görmüş oluyoruz böylece. Ağaçların çokluğu, yağan yağmur ve alabalık havuzları Umut’un burayı sevmesine yetiyor. Vadinin dönüş yolunu bizimkiler araba ile inerken ben yürüyerek inmeyi tercih ediyorum. Sonbahar havasını içime çeke çeke yürüyorum, dökülen yapraklara dokunmanın keyfiyle. Burada piknik yapılabilecek yerler olduğu gibi onlarca tesis mevcut, gönlünüz nereyi çekerse. Yolun sonunda bizimkilerle buluşup yürürken gözüme kestirdiğim yere tekrar çıkıyoruz bu sefer Umut eşlik ediyor bana. Burada çay keyfi yapıyoruz sıcak helva eşliğinde, Umut bir yandan resim yapıyor rengârenk. Çay keyfimizin ardından Umut’un isteği üzerine canlı alabalık alıyoruz tanesi 2.50TL.den balıklar hazırlanana kadar Vadinin girişinde gördüğümüz dükkânlardan ufak tefek alışveriş yaparak noktalıyoruz gezimizi. Akşam yemeğinde tereyağında alabalık var..

    UmutluMutlu

    • Yorum Yapmak İçin Tıklayın
©2012 UmutluMutlu