UmutluMutlu

  • Ana Sayfa
  • Gezi Notlarım
  • Ankara
  • Fotoğraf Albümü
  • Hakkımda
  •  
  •  
  •  

Etiketler

100.yıl Pazarı Ankara Antalya Asos Avustralya Balgat Bellapais Bolu Borghese Bozcaada Bursa cumalıkızık Dor At Çiftliği Girne inegöl Kocaeli Kolezyum Kuzey Kıbrıs Kındıra Köyü Londra Maşukiye Müze Otel Roma Roma Pass Card San Givonanni Sapanca Sydney Tatil Hazırlığı Vatikan Vize Çamlıbağ Çocukla Tatil İngiltere İtalya

Arşiv


Linkler

  • Atlas
  • Booking.com
  • Dünyanın Renkleri
  • Gezinim.com
  • Geziyorum.net
  • HotelGuide
  • Ispanak
  • Küçük Oteller Sitesi
  • Lonely Planet
  • Pegasus Airlines
  • Sırtçantam
  • Trek Turizm
  • Yol Gidenindir
  • 15
    Nisan
    2012
    • İtalya
    • Müze
    • Roma
    • San Givonanni
    RomadaSon Gün (1)
    RomadaSon Gün (2)
    RomadaSon Gün (3)
    RomadaSon Gün (4)
    RomadaSon Gün (6)
    RomadaSon Gün (5)
    RomadaSon Gün (7)
    RomadaSon Gün (8)
    RomadaSon Gün (9)
    RomadaSon Gün (10)
    RomadaSon Gün (11)
    RomadaSon Gün (12)
    RomadaSon Gün (13)
    RomadaSon Gün (14)
    RomadaSon Gün (15)
    RomadaSon Gün (16)
    İleri ›
    ‹ Geri

    Romada Son Günümüz..

     

    Son günümüzde sabah kahvaltıdan sonra Termini istasyonundan kırmızı hattı (Line A) kullanarak Anagnina yönünde San Givonanni metro istasyonunda iniyoruz. İstasyondan çıktığımızda Roma’nın duvarlarını görüyoruz, aklıma Sunay AKIN’ın “surlar korur kentleri, arkadaşlığı sırlar“ dizeler geliyor.

    Uzun bir yoldan yürüyoruz rüzgârın arkadaşlığıyla etrafta seyyar satıcılar, ağırlıklı eşarp satıyorlar. Katedral dışarıdan oldukça sade bir görüntüye sahipken bronz kapılardan içeri girdiğimizde binanın dışının aksine içerisinin oldukça görkemli olduğunu görüyoruz. Kubbeli vaftizhanesi, galerileri, tavanlar, sütunlar gerçekten çok güzel. Barok tarzı mimarinin etkili olduğu binanın ön yüzünde Hz. İsa ve on beş adet havari heykeli dikkatimizi çekiyor. Bitişiğinde bulunan Laterano Sarayında Papalık Vatikan’a yerleşene kadar Papa’nın ikamet ettiği yer olduğunu öğreniyoruz. Roma’da aklımızda hiç yokken gizli bir hazineyi keşfetmiş olmanın mutluluğu içindeyiz. İçerisi aktif olarak kullanılmakta, günah çıkarılan kısım, ziyaretçilerin para attıkları basamaklar ve içerideki din görevlileri Umut’un ilgisini çekiyor.

    Sarayın kuzeydoğusunda, kutsal merdiven Scala Santa bulunuyor. İsa’nın yargılanmaya giderken tırmandığı söylenen yirmi sekiz basamağın Kudüs’ten getirildiğine inanılıyor. Bu merdivenlere ayak basmadan, dizlerinin üzerinde çıkarak ibadet ediyor inananlar.  Buradan çıktıktan sonra etrafımızı inceleyerek yürümeye devam ediyoruz. Yolumuzun üzerinde çocuk parkında uzun bir mola veriyoruz. Umut öncelikle etrafındaki kuşlarla oynuyor sonrasında doğruca oyun alanına. Mutlulukla parkta oynayan Umut’u izliyoruz Burak ile. Çocuk olmanın güzelliğine bir kez daha şahit oluyoruz burada. Çocuklar İtalyanca Umut Türkçe konuşuyor ama karşılıklı gülerek aynı yere koşabiliyorlar hatta birlikte oyun oynayabiliyorlar. Sağımızda surlar devam ediyoruz caddede yürümeye, bu bölge turizmden uzak. Yürüken daha çok burada yaşayanları görüyoruz. Oldukça sakin yollar, burada çılgınca scooter sürenlere de rastlamıyoruz.

    Yine bir kilise görüyoruz, özellikle arkası renkli taşlarla süslenmiş olan demir kapı ve ardındaki bahçe ilgimizi çekiyor. Bu kiliseyi de gezdikten sonra hemen yanındaki yola giriyoruz Roma’ya gelmeden önce de çok merak ettiğimiz Ulusal Müzik Aletleri Müzesine (Museo Nazionale degli Strumenti Musicali) doğru ilerliyoruz. Burası turistlerce pek tercih edilen bir müze değil sanırım içeri oldukça sessiz. Bizim dışımızda üç kişilik bir aile daha geziyor müzeyi. Müze girişi 4€, pazartesi günleri hariç her gün saat 08.30 ile 19.30 saatleri arasında açık. Müzenin kuralları çok katı kesinlikle fotoğraf çekmemize izin vermiyorlar (Bu nedenle internetten bulduğum fotoğrafları ekledim). On sekiz oda gezdiğimiz Müzede (www.museostrumentimusicali.it) binlerce müzik aleti sergileniyor. Her biri birbirinden özel olan bu enstrümanlardan ünlü Barberini Arp, kapakları işlemeli piyanolar ve minyatür müzik aletleri en çok beğendiklerim oluyor. Müzeyi büyük keyif ile gezen Umut ise dış görüntüsü küçük bir udu andıran Armadillonun kabuğundan yapılmış olan telli müzik aletini (Charango) çok beğeniyor. Buradan çıktığımızda hemen karşıda otobüs durağını görüyoruz ve 571 numaralı otobüse binerek Piazza Venezia’ya dönüyoruz. Otobüse binerken biz ve bir iki Japon turistten başka kart okutan olmuyor, özelikle İtalyanlar kart okutmayı tercih etmiyorlar. Otobüs durağındaki panolarda otobüsün güzergâhındaki tüm durakların yazıyor olması işimizi kolaylaştırıyor. Buradan Piramide ya da Trastevere’ye gitmek de mümkün. Roma’da ulaşım her türlü çok kolay, nereye gideceğinizi bildiğiniz sürece.

    Ara sokakta dışarı masalar atmış olan küçük bir restoranda öğle yemeğimizi yiyoruz. Oturduğumuz restoranın bizi şaşırtan tarafı getirdikleri menünün kocaman bir dosya olması ve içinde her lisanda yazılmış menü bulunması. Yemek sonrası sokaklarda biraz daha geziyoruz. Umut’a söz verdiğimiz üzere üç katlı oyuncakçıya gidiyoruz, oyuncak çeşitleri Umut’u çok memnun etmese de alacak bir şey buluyor. Kolezyum’un önündeki tezgâhta 20€ dedikleri şövalye kostümünü buradan 13€ ödeyerek alıyoruz. Roma’da dükkânlar tezgâhlardan daha ucuz bunu bir kez daha anlıyorum. Yürüyerek Termini’ye geliyoruz tekrar. Termini istasyonunda alt katta bulunan marketten kraker, meyve suyu ve taze meyve alarak “Hop- on Hop- off”  otobüsüne biniyoruz, son günümüzde bir de panoramik tur yapmak istiyor Burak.  24 saat (21€), 48 saat (31€), 72 saat(40€) ya da 2 saatlik (14€) panoramik tur olmak üzere bu otobüsler için birkaç seçenek var. Biz iki saatlik panoramik turu tercih ediyoruz, Umut altı yaşından küçük olduğu için herhangi bir ücret ödemiyoruz. Bu turun güzelliği Roma’ya dair özel yerleri rehber eşliğinde geziyor olmamız, hatta ilk gün binilirse  güzergâhları da belirlemeye yardımcı olabilir. Umut ve Ben rehberi pek dinleyemiyoruz sürekli konuştuğumuz için. Bir yandan krakerlerimizi yerken bir yandan etrafı izliyoruz, daha önce gezdiğimiz yerlerden geçtikçe Umut’un çok hoşuna gidiyor “Anne biz burayı gezdik değil mi?”. Borghese civarına geldiğinde de iniyoruz otobüsten ve kendimizi parka atıyoruz tereddütsüz. Yeşillikler içindeki bu alanda tamamı ahşap oyuncaklardan oluşan oyun alanında vakit geçiriyoruz, ahşap oyuncaklar oldukça basit olduğu kadar eğlenceli. Ailece Roma’da sevdiğimiz yerlerin başında Borghese geliyor kesinlikle, yine bisiklet kiralıyoruz ve gün batarken oldukça romantik bir bisiklet turu yapıyoruz. Gözüme daha da güzel görünüyor park gün batımında.. Parktaki banklarda uzun uzun oturmak ya da yürümek istiyorum derken bisikletten iniyorum. Burak ve Umut önde bisiklet keyfi yaparken Onları yürüyerek takip ediyorum biraz daha tadını çıkarıyorum parkın..

    Romada son akşam yemeğimizi Pizzeria Ivo A Trastevere’de (www.ivoatrastevere.com) yemeyi tercih ediyoruz. Rezervasyonsuz yer bulmak pek mümkün olmayan bu restoranda yediğimiz içtiğimiz her şey çok lezzetliydi ve Roma’da akşam yemeği yediğimiz yerler içinde en makul fiyatlı olan yer burasıydı. Mekânın tek bir sorunu var ki gürültü! İçerisi çok kalabalık, masalar birbirine oldukça yakın ve herkes bağırarak konuşuyor. Pizzanın lezzeti  bu gürültüyü dinlemeye değiyor. Romada son günümüzde unutulmaz anlar bizim için San Giovanni İn Laterano, Ulusal Müzik Aletleri Müzesi, Bisiklet Keyfi ve Akşam yemeğimiz..

     

    UmutluMutlu

    • Yorum Yapmak İçin Tıklayın
  1. 1
  2. 2
  3. 3
  4. 4
  5. 5
  6. 6
  7. >
©2012 UmutluMutlu